Ne denirse densin, hangi yola başvurulursa vurulsun, bu ders Sünnilik dersidir. Hatta Sünniliğin sadece bir kolu olan Hanefilik dersidir. Diğer dinlerle ilgili göstermelik bilgiler de yer almakla beraber hiç bir din dersi öğretmeni o kuralları işlemiyor. Gatta müfredatta yer alan Atatürkçülük konuları bile görmezlikten geliniyor. Laiklik ilkesi yok farzedilerek pek çok din dersi öğretmeni tarafından kimi zaman ima ile kimi zaman alenen rejim karşıtı bir söylem kullanılabiliyor.
Bu derslerin neden Sünnilik dersi olduğunu kanıtlarıyla ortaya koyalım; İslamda günde beş vakit namaz vardır, fikri öğrencilere işelniyor. Beş vakit namaz vardır, fikri öğrencilere işleniyor. Beş vakit namaz olmadığını söyleyen Alevi inancı yok farzediliyor. Alevilerin cem ayininde tek kelimeyle bile olsa bahsedilmiyor. “Müslümansan eğer beş vakit namazı kabul edeceksin”, dayatması yapılıyor.
Buna karşı çıkan bir öğretmen olarak pek çok kez sorguya çekildim, müfredat dışına çıktığım iddiasıyla soruşturma geçirdim, cezalandırıldım. Cezalandırılma sebebim, beş vakit namazın Sünniliğin bir uygulaması olduğunu, Alevilikte böyle bir ibadetin olmadığını, bunun yerine cem ayininin olduğunu açıkça öğrencilerime söylememdir.
Ramazanda oruç tutmanın İslamın bir emri olduğu düşüncesi bu dersin öğretmenleri tarafından öğrencilere empoze ediliyor. Oysa Aleviler, oruçlarını Muharrem ayında tutarlar. Fakat müfredatta Muharrem orucundan hiç bahsedilmemektedir.
Bu derste Alevi inancının temel kavramlarından olan semahtan, Seyyidden(dededen), musahiplikten, Kerbela mateminden bahsetmek imkansızdır. Ama Sünnilik en detaylı bir biçimde işlenmektedir.
Sünni inancına göre, hayır ve şerin Allahtan olduğu anlayışı/imanı” vardır. Oysa Aleviler ve Şiiler sadece hayrın Allahtan olduğuna, şerrin ise insanın kendi nefsinin ve Şeytanın ürünü olduğuna inanırlar. Fakat din dersi öğretmenleri ve müfredat bunları yok sayıp bütün Alevi ve Şii öğrencilere şerrin de Allahtan olduğunu empoze etmeye çalışmaktadırlar.
Alevilerin teberra ve tevella inancı yok sayılıp Alevi ve Şii öğrencilere halife Ebu Bekir, Ömer, Osman, hatta Muaviyeye bile hazret dedirtilmektedir. Oysa Alevi inancına göre bu şahıslara asla övücü sıfatlar verilmez. Burada Alevi ve Şii öğrenciler büyük bir zulme maruz kalmakta, inançları ezilmektedir.
Aleviler, ibadetleri sırasında Arapça dua etmezler, Arapça ayetler okumazlar. İbadetlerini ana dillerinde yaparlar. Alevilerin büyük çoğunluğunun anadili de Türkçe olduğu için Alevilikte ibadet dili Türkçedir. Oysa din derslerinde öğretmenler Alevi öğrencilere de Arapça sureler ezberletmektedirler. “Müslümansan bunları ezberleyeceksin”, tarzında bir dayatma yapılmaktadır.
Din derslerinde müslümanların ibadethanelerinin camiler olduğu firi dayatılmaktadır. Cem evlerinden bahsedilmemektedir. Camiyi kendi ibadet hanesi olarak görmeyen Aleviler böylece dışlanmaktadır.
Hz.imam Ali ile ilgili olarak konulan okuma parçalarında imam Alinin beş vakit namaz kıldığı, Ramazanda oruç tuttuğu söylenilerek Alevilere; “Eğer siz İmam Alinin yolundaysanız, onun gibi beş vakit namazı, Ramazan orucunu kabul edin,” mesajı verilmektedir. Oysa bu bilgilerin hepsi Alevilerin kabul etmediği, Sünni hadis kitaplarına ve diğer Sünni kaynaklara dayanmaktadır. imam Ali kullanılarak Aleviler Sünnileştirilmeye çalışılmaktadır.
Tekrar söyleyelim ki, her ne kadar dersin adı “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” olsa da bu ders düpedüz Sünnilik Dersidir. Ben, bu dersi vermek zorunda kalan bir din kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim. Artık vicdan sahibi insanlar bu feryadı duymalıdır. Bu bir insanlık suçudur. Bir inanç yok farzediliyor. Aleviler bu dersler yoluyla asimile edilmek isteniyor.
İnsan olan insan, bu zulme onay vermez….
İnsan olan insan, insanlığından utanır!