1. Soru: Ramazan Ayının kutsallığı ve konumu nedir?
2. Soru: Şehr-i Ramazan ne demektir?
3. Soru: Kadir gecesi ve kutsallığı nedir?
4. Soru: Matem/yas ve Șükür manaları nedir?
5. Soru: Oruç ve orucun amacı nedir?
6. Soru: Ramazan ayında, oruç tutma meselesi nedir ne değildir?
7. Soru: Kefaret orucu nedir ve Ramazan orucu, gerçek manada kefaret orucu mudur?
8. Soru: Alevilerce, Ramazan Ayının 21, 22 ve 23 günlerinde yerine getirmeleri gereken oruç mudur yoksa matem midir?
9. Soru: Neden Ramazanı tutmuyorsunuz, sahura kalkmıyorsunuz?
10. Soru: Kuran, ne zaman ve kaç yılda inmiştir?
Soruların cevapları
1. Soru: Ramazan Ayının kutsallığı ve konumu nedir?
Ramazan ayının kutsallığı
1- Muhammed Mustafaya Pergamberliğin müjdelenmesi ve Alak suresinin ilk 5 ayeti 610 yılında, Ramazanın 27ci gecesi Muhammed Mustafaya intikal edip, inmiş olmasıdır. Dolayısıyla Kadir gecesini kutsal kılan, Kuran-dır yani Allahın kelamıdır, gecenin kendi kutsallığından değildir.
2- Şahı Merdan Ali miladi 661 yılı Ramazan ayının 19cu günü kiralık katil Ibni Mülcem tarafından zehirli bir kılıçla evinden uzaklaştıktan sonra arkadan saldırıya uğramış, başından aldığı darbe neticesinde üç gün sonra yani Ramazan ayının 21ci gecesi Hakka yürümüş olmasıdır.
Ramazan Ayının konumu
Kameri aylardan, dokuzuncu ayın ismidir.
Günümüz Ramazan ayında Allaha ibadet yerine göstermelik, adet yerini bulsun, kilo vermek, tüketim ve para kazanma ayı olmuştur. Tekbir ve salavat getirerek cana kıymanın, bu gibi din anlayışı ve algılama Muhammed Ali islamı ile hiç bir alakası yoktur. Emevi Arap örf ve adetlerinden öteye değildir. Tamamen din sömürücülüğü ve din ticareti söz konusudur.
2. Soru: Şehr-i Ramazan ne demektir?
Arapça, „Şehr-u Ramadan“ deniliyor. Şehr, Ay veya dolun ay demektir. Ramadan ise, Ramazan(Kamer aylardan dokuzuncu ayın ismidir.) yani Ramazan ayı demektir. Bu gerçeklikten yola çıkarak her insanın bilinci dailindedir ki bir ay, 30 gün dolun ay olarak geçirmesi mümkün değildir, 3 ile 10 gün arasıdır. 3 veya 5 vakit namazda olduğu gibi 30 günlük orucun da Allahın hükmü değildir, Ehli Sünnet Vel Cemaat ulemalarının uygulamasıdır. Dolayısıyla 30 günlük oruç; Allahın hükmü değil, Emevi hanedanlarının uygulamasıdır.
3. Soru: Kadir gecesi ve kutsallığı nedir?
Kuran ayetleri, Ramazan ayında vahiy yoluyla parça parça Muhammed Mustafaya indirilmiştir. Bu ayetler, Ramazan ayının hangi gününde veya ne zaman indirildiği meçhuldur. Lakin Muhammed Mustafa; “Kadir gecesini, Ramazan ayının son on gününde arayın” diye buyurmuştur. Dolayısıyla Kadir gecesi, süreç içerisinde Ramazan ayının 26yı 27ye bağlayan gece öne çıkmıştır.
Kadir gecesini kutsal kılan, Kuran-dır yani Allahın kelamıdır; Gecenin kendi kutsallığından değildir.
Kadir gecesinde inmiş olan Hakk kelamı, Muhammed Mustafaya inmiştir. Bu gece, herkesin Kadir gecesi değildir; Yanlızca, Muhammed Mustafanın kadir gecesidir. Çünkü Kadir demek hikmet, kudret demektir. Bu ilahi kudret, bu ilahi aydınlanma herkese mahsus bir durum değildir, sadece Muhammed Mustafaya mahsus bir durumdur. Bu ilahi aydınlanma, ilahi hikmet sadece Muhammed Mustafaya bağışlanmıştır. Dolayısıyla herkes, kendi Kadir gecesini aramalı ve bulmalıdır.
4. Soru: Matem/yas ve Șükür manaları nedir?
Matem/yas manaları…
Arapça olan Matem kelimesinin Türkçe karșılığı, yas anlamına gelmektedir. Dolayısıyla matem ile yas aynı manadadır.
Aynı zamanda, farklı manada türemiș sözcükler yer almaktadır. Bunların içerisinde ilk olarak matem ayı, Ay takvimine göre Muharrem ayı olarak karșımıza çımaktadır.
Fakat bu durum Alevilerde matem denilince, Muharrem ayı içerisinde Kerbelada Pir İmam Hüseyinin ve Ehli Beytinin Emevi hanedanı Yezidin emriyle katledilen Kerbala katliamı akla gelir ve öyle de kabul görmüștür.
Bundan böyle Aleviler, Șahı Merdan Ali ile Fatma-tüz Zehra Anaya ve onların evlatlarına bağlılıklarını; Ağıt, Duaz-ı İmam ve deyișlerle hüzünlerini, tepkilerini dile getirirler.
Șükür manası…
Allahın verdiği nimetler için, kendisine karșı duyulan minneti dile getirmektir. Diğer bir manada Cümle nimetleri Allahtan bilip minnettar olmak, razı gelmek ve isyanda bulunmamaktır.
Çünkü șükür, nimeti artırır ve nimmet vereni hatırlamaktır. Yani nimmetten önce, nimeti vereni hatırlamak ve zikretmektir. Bunun içinde Șükür; Nimetlerin Cenab-ı Hakktan geldiğini bilip, dil ile kendisine hamd etmektir.
5. Soru: Oruç ve orucun amacı nedir?
Oruç, Nefsi tığlamaktır. Kötülük etmemek, zulümkar olmamak, kimseye fenalık düşünmemek, duygularını kötüye kullanmamak, işte asıl oruçta budur.
Bu konuda Şahı Merdan Ali, şöyle buyurmaktadır…
* Karşılığında bir menfaat umarak yapılan ibadet, ticaretcinin ibadetidir.
* Korku sebebiyle yapılan ibadet, kölenin ibadetidir ve
* Allahın nimetlerine şükretmek maksadıyla yapılan ibadet, hür olan kimsenin ibadetidir diye buyurmuştur.
Oruç, beden ibadetidir. Ister bedeni, ister ruhani makbul olan ibadet; Şahı Merdan Alinin buyurduğu gibi Allahın rızasını-hoşnutluğunu kazanmak ve verdiği nimetlere şükür etmek, ancak nefse hakim olmakla mümkündür. Oruç ibadetiyle ulaşılması gereken amaç, nefsine söz geçirmek ve nefsini islah etmektir.
Orucun, zahiri ve batıni boyutuna baktığımızda, zahiri boyutu yani madde aleminde; Allahın verdiği nimmetlerine şükretmektir. Yoksul, yetim, çaresiz ve sağlığı kendisini geçindirmeye yetmeyen insanlarımızın çaresizliklerini, sıkıntılarını ve umutsuzluklarını hissedip, merhamet duygularının gelişmesi, vicdan mahkemesinin harekete geçmesiyle, çaresiz insanlara yardım elini uzatmak ve paylaşmaktır.
Batıni boyutu ise; Gerçek müminlerin orucu, bir ömür boyunca devam eder. Doğru olan odur ki, gece gündüz bütün azalarını kötü duygulardan sakınmak-korumak zorundadır; Kötülük etmemek, zulümkar olmamak, kimseye fenalık düşünmemek, duygularını kötüye kullanmamak, her daim için paylaşıcı olmak, yardım elini uzatmakdır. Demek ki asıl olan ve oruçla amaçlanan da budur.
6. Soru: Ramazan ayında, oruç tutma meselesi nedir ne değildir?
Ramazan orucu, Kuran-da bakara Suresi 183-184-185-187 ve Tevbe Suresi, 112 ayetlerde geçmektedir.
1- Bakara Suresi, 183cü Ayetin Türkçesi; „Ey iman sahipleri! Oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.“ Y.N. Öztürk
2- Bakara Suresi, 184cü Ayetin Türkçesi; „Sayılı günlerdir. Sizden kim hasta olur veya yolculuk halinde bulunursa tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutar. Oruca zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak bir yoksulu doyurmaktır. Kim bir mecburiyeti olmaksızın içinden gelerek iyilik yaparsa bu onun için daha hayırlı olur. Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.“ Y.N. Öztür
3- Bakara Suresi, 185cü Ayetin Türkçesi; „Ramazan o aydır ki; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren Kuran, onda indirilmiştir. O halde bu aya ulaşanınız onu oruçlu geçirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık ister; O sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için Allahı yüceltmenizi ister. Ve sizin şükretmeniz umulmaktadır.“ Y.N. Öztür
4- Bakara Suresi, 187‘ci Ayetin Türkçesi; “Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allahın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allahın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, ayetlerini insanlara böylece açıklar.” Y.N. Öztür
5- Tevbe Suresi, 112ci Ayetin Türkçesi; “Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allahın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Müminleri müjdele.”
Ehli Sünnet Vel Cemaat ve Şii/Caferiler bu ayetlerle Alevileri töhmet altında bırakmaya çalışmaktadırlar lakin çabaları nafiledir. Şimdi de bu ayetlerle verilmek istenen mesaj nedir? ona bakalım.
1- Ayet 183 ile anlatılmak istenen; Ademoğlunun kötülüklerden, yanlışlıklardan, şüpheli hallerden kendini korunması, nefsine sahip çıkmasıdır. Allaha karşı kulluk vazifesini ve topluma karşı da ahlaki, sosyal sorumluluklarını yerine getirmesidir.
2- Ayet 184 ile anlatılmak istenen; Bazı sebeplerden (Hastalık, yaşlılık, yolculuk, vs.) dolayı oruç tutamıyorsanız bunun karşılığında ihtiyaç sahibi olanların ihtiyacını karşılamak, yiyecek almak, aç insanların karnını doyurmak gibi fedakarlık ve yardımında bulunmak aynı manadadır çünkü önemli olan niyettir.
3- Ve Ayet 185 ile anlatılmak istenen ise; Insan aleminin Allaha, manevi huzura erdirici, şeksiz deliller, ispatlar, hakikati ve yanlışı birbirinden ayıran Allahın kelamı, ilmi, kanun nizamı olan Kuran-ı Kerim, 610 yılında, Ramazan ayının 27‘ci gecesi inmiş ve insanoğlu müjdelenmiştir.
Dolayısıyla insanları hidayete, huzura erdiren Allah‘ın manevi adaletine karşılık; Allahın yüceltilmesi, anılması, hatırlanması için oruç tutmak, dua etmek, muhabbet etmek, yardım elini uzatmak, olanların olmayanla nimetini paylaşılması istenilmektedir ve Canab-ı Hakk, bunları yaparken de kendinize eziyet etmeyin diyor.
Diğer bir gerçek ise, Bakara Suresi Muhammed Mustafanın hicretinden sonra Medine de inmiştir. Muhammed Mustafa, 63 yaş yaşamıştır. Tarihi verilere göre Muhammed Mustafa, Medineye 55 yaşında hicret etmiştir. Şimdi soruyoruz; Muhammed Mustafa, hicretten önce hangi orucu tutmuştur? Tabii ki Muharrem orucu diyeceksiniz. O zaman insanlara ilk bağışlanmış oruç, Peygamberlerce Muharrem ayında tutulmuş olan oruçtur.
Diğer bir yanlış mantık ise, Allahın kelamında az veya fazla kutsallık anlayışı söz konusu değildir. Yani ayetin biri az, bir diğeri fazla kutsaldır mantığı tamamen yanlış ve suçtur. Çünkü Allahın kelamı tekdir ve açık kapıya yani soru işeretine yer bırakmaz.
7. Soru: Kefaret orucu nedir ve Ramazan orucu, gerçek manada kefaret orucu mudur?
Kefaret sözlük anlamı; Işlenmiş olan bir suçu veya günahı, Tanrıya bağışlatmak umuduyla tutulan oruç ya da verilen sadaka anlamına gelir.
Orucun kefaretini iki kameri ay ya da 60 gün ara vermeden oruç tutmak olarak açıklamışlardır. Ayrıca buna gücü yetmeyenlerin 60 fakiri bir günde ya da bir fakiri, 60 gün doyurması gerektiğini bildirmişleridir. Bütün bunlarla birlikte tövbe edilmesi ve bozulan orucun kazasının yapılması gerektiğini de vurgulamışlardır. Niyet manasında ise “Niyet ettim Allah rızası için kefaret orucumu tutmaya” şeklinde olacağı yönünde açıklamalar vardır.
Rivayetlerden çıkan genel yorum;
Katil olanlar, 90 gün tutar,
Yardımcı olanlar yani suç ortakları, 60 gün ve
Göz yuman, görmemezlikten gelenler ise, 30 gün oruç tutarlar.
Yezid ve Kefaret orucu meselesine gelince…
Kerbelada İmam Hüseyin ve Ehli Beytinin katledilmesinden sonra Nisa Suresi, 92ci Ayet; „Bir kişi eğer ki bir kişiyi öldürüse Allaha tövbe olarak iki ay kesiksiz oruç tutması gerekir“ buyurmaktadır. Pir İmam Hüseyin ile Ehli Beytini katleden Yezid Nisa Suresi, 92ci Ayet gereği: Halkın tepkisini almamak için veya halkın isyana teşebüs etmemesi için, kendi ordusuna 60 gün ve halka ise 30 gün kefaret orucunu tutturmuştur.
8. Soru: Alevilerce, Ramazan Ayının 21, 22 ve 23 günlerinde yerine getirmeleri gereken oruç mudur yoksa matem midir?
Duruma vakıf olmak için, oruç ile matem arasındaki farkı anlamakla mümkündür.
Oruç, Allahın verdiği nimmetlerine şükretmek ve beden ibadetidir. Ister bedeni, ister ruhani makbul olan ibadet; Allahın rızasını-hoşnutluğunu kazanmak ve verdiği nimetlere şükür etmek, ancak nefse hakim olmakla mümkündür. Oruç ibadetiyle ulaşılması gereken amaç, nefsine söz geçirmek ve nefsini islah etmektir.
Arapça olan Matem kelimesinin manası ise; Sevince veya kedere yol açan bir olaydan ötürü bir araya gelmiş insan topluluğunu ifade etmektedir. Günümüzde ki manası Hakka yürüyen bir kişinin ardında hissedilen derin üzüntüyü, feryadı, figanı, ağlamayı, sızlamayı ifade etmektedir.
Dolayısıyla matem orucu, eşit nefs orucu değildir. Nefs yani beden orucu; Yeme ve içmeden ibarettir. Matem orucu ise, hem bedeni ve hem de ruhani olarak, bütün azalarımızla matem içinde olmaktır yani yaşanılan kederi, üzüntüyü hem ruhen ve hem de bedenen his etmektir.
Bir örnek verecek olursak; On Iki İmam Ayında, matem orucu vardır. Halbu ki İmam Zeynel Abbidinin Kerbela katliamından kurtulmuş ve On Iki İmam soyu kendisinden devam ettiği için şükür orucu tutulması gerekiyorken, On Bir Imamın katledilmesi niyetine matem orucu yapılmaktadır. Işte aynı durum, Ramazan Ayının 19, 20 ve 21. günleri içinde geçerlidir.
Dolayısıyla Aleviler açısından Ramazan Ayının 19, 20 ve 21de Şahı Merdan Alinin niyetine, yapılan matemdir, tutulan matem orucudur. Bu üç günlük matem veya matem orucunun, 30 günlük Ramazan orucu ile hiç bir alakası yoktur.
9. Soru: Neden Ramazanı tutmuyorsunuz, sahura kalkmıyorsunuz?
Insanları oruca zorlayanlara Hakk aşığı Kul nesimi, şu cevabı vermiştir:
„Biz bir oruç tutarız,
Ramazana benzemez“ diyor.
Ozan Ibretinin cevabı ise, şöyledir;
Ilme değer verdim, uykudan kalktım,
Sarık seccadeyi elden bıraktım,
Vaazın her günkü vaazından bıktım,
Ramazanı sele verdim de geldim, diyor.
Ozanlarımızın da belirttiği gibi Alevilerin, oruç ile bir sorunları olmadığı gibi, sadece Emevi Arap örf adetlerini dinin esasları olarak algılayan Ehli Sünetin Vel Cemaata suç ortağı olmamaktır. Alevilerin oruçları; Hızır Orucu, On Iki İmam orucu, On Dört Masum-u Pak orucu, Fatma Ana orucu ve 48 Perşembe oruçlarıdır.
Günümüzde Ramazan ayı Allaha yakınlaşmak, yalvarmak-yakarmak, ibadet yapmak, yardım elini uzatmak, fakirlere yardımcı olmak yerine kurum ve kuruluşlar tarafından; Eğlence, şenlik, göstermelik oruç iftar programları düzenleyerek tüketim ve para kazanma hedeflenmiştir yani ibadet ayı yerine karnaval ve festival ayı olmuştur. Bu yanlışa bir de oruç tutmayan insanların, meydan dayağına çekme zülmü eklenmiştir.
Oruç ve ibadet yapmak isteyen Alevi canlarımız, Ramazan ayında her Perşembe günü niyetlenip ibadetlerini yerine getirebilirler. Bu da, her canın kendi takdirine kalmıştır.
10. Soru: Kuran, ne zaman ve kaç yılda inmiştir?
Ilk Ayet, Hira mağarasında 610 yılında ve Ramazan ayının 26sını 27sine bağlayan gece, Muhammed Mustafa 40 yaşındayken kendisine intikal etmiştir. Bu geceye, Kadir gecesi denilmektedir ve Ayetlerin inmesi, 632 yılına kadar devam etmiştir.