"Enter"a basıp içeriğe geçin
Filter by Kategoriler
Kuran-ı Kerim
Hadisler ve İslam Tarihi
Alevilik
İncil
Tevrat
Avesta
Mitoloji
Diğer Kitaplar

Insan soyunun üremesi, çoğalması

Günümüzde insan soyunun üremesi hakkında, genel hakim ortak görüş şöyledir;
Neslin üremesinde, netice olarak:
1- Insan nesli bir ana ve babandan çoğalmıştır.
2- Doğan ilk ikiz çocuklar çaprazlama bir şekilde evlendirilmiştir.
3- Bu süreçten hemen sonra günümüzdeki gibi normal bir süreç başlamıştır.
4- Kardeş evlilikleri daha ilk ikizler sonrası, yani 19 çift çocuk sonrası yasaklanmıştır.
Biliyoruz ki Allah, adaletli ve Onun adaleti yerli yerindedir. Eğer iddia edilen bu ortak görüşü baz alırsak Allahın, adaletli olduğundan bahis etmek mümkün değildir. Çünkü önce müsade edecek, daha sonra vaz geçecek ve daha sonra da şöyle yapın diyecek. Dolayısıyla bu görüş yanıltıcı, akıl ve mantık ile bağdaşmamaktadır. Tamamen askıl tultulmasıdır.
O zaman Allahın ilahi kelamı penceresinden, işin doğru boyutuna bakalım…
Kuran-ın Nisa Suresi, birinci Ayeti; “Ey insanlar! Siz erkek ile kadınları tek nefisten yani aynı hücreden, nurdan yaratan ve o ikisinden birçok erkek ile kadınlar üreten Rabbinize karşı gelmekten ve akrabalık bağını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, sizin durumunuzu bilip gözetleyendir. Birbiriniz için, Allaha güzel dileklerde bulunduğunuzu unutmayın.” buyurmaktadır.
Söz konusu Ayet, dikkatli ve doğru algılandığı zaman insanların üremesi; Salt Adem ve Havadan değildir. Çünkü Allah, bizzat kendisi bu üremeyi gerçekleştirmiştir.
Allah, Ademi yani erkeği yaratırken, kadın henüz daha yaratılmamıştır. Insan neslinin, çoğalmasının mümkün olabilmesi için; Ademin yaratıldığı hücreden yani aynı nurdan kadını da yaratmıştır. Dikkat edilirse kadını Adem veya bir başkası doğurmamıştır, Allahın kendisi bizzat bunu mümkün kılmıştır. Çünkü “birçok erkek ve kadınlar =ÜRETEN RABBinize=” diyor. Birilerinin iddia ettiği gibi eğer insan soyu, salt Adem ile Havayla üremiş olsaydı “üreten Rabbinize” demek yerine Adem ile Havadan insanların neslinin çoğalmasını mümkün kıldık demiș olacaktı. Oysaki öyle bir ifade söz konusu değildir.
Bundan da şunu anlıyoruz ki Allah nasıl ki Havayı, Ademin yaratılmıș olduğu hücreden yaratıysa diğer insanları veya çiftleri de aynı hücreden yaratarak insanların neslinin çoğalmasını mümkün kılmıştır. Yani tek bir Adem yaratılmamış, birçok Adem ile Hava yaratılmıştır. Bu üreme süreci, hangi zaman limiti ekseninde gerçekleştirildiğini kestirmek mümkün değildir.
Ruhlar Aleminde melek olarak varlıklarını sürdüren Nesli Pak dediğimiz 73cü fırkanın yani Ehli Beyt ile peygamberlerin soyunun Ataları olan Naci ile Naciye de, Allah tarafından beşeri insan sıfatına büründürülerek zahiri aleme gönderilmişlerdir.
Melek Nacinin diğer bir ismi ise, Şittir ve Şit, insan aleminin ilk peygamberidir. Şit ismi Arapça olup, Ibranice de “Şis” olarak geçer; Allahın hediyesi, armağanı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Ehli Beyt ve Peygamberlerin soyu, Şit ile Naciyeye dayanmaktadır.
Ayette buyrulduğu gibi Allah tarafından yaratılmış olan, bir çok erkek ve kadınların çitleşmesiyle insan soyunun çoğalması mümkün kılınmıştır.
Ister Semavi dinler, ister Peygamberler döneminde olsun; Kardeş evliliklerine, hiçbir şekilde yer verilmemiştir. Bu konuda, hiç bir dayanak ve hiç bir kaynak yoktur.
Dine, sadece zahir ilim boyutuyla yaklaşmak doğru olmaz çünkü din, maneviyatla alakalı olduğundan ötürü batın ilmiyle yaklaşmak gerekmektedir. Zahir ve batın ilminde yetersiz kaldığımız zaman, delalete düşeriz ki bunun sonu da, zulüm ve hüsrandır. Işte günümüzde, bu zulüm ve bu hüsranı yaşamaktayız.
Insan tarihinde tasavvuf diliyle konuşanlar, batın ilminden habersiz dincilerce; Allah ve din düşmanı, kafir, zındık, dinsiz, vs. gibi hakaretlere maruz bırakıldıkları gibi bir çoğunun hayatı ölümle noktalanmıştır. Canab-ı Hakk, bizleri cehaletin yoz ve yobazlarından sakınsın.