Canlardan gelen sekiz sorular.
1. Soru: Kuran da 5 vakit Namaz var mı? eğer varsa, hangi Ayetler de vardır?
2. Soru: Alevilikte, 5 vakit namaz yerine nasıl bir ibadet yapılıyor ve ibadetin rituelleri hangileridir?
3. Soru: Bireysel ibadet, nasıl yapılmalıdır?
4. Soru: Peygamberlere vahiy yoluyla gelen bilgi, kendileri Hakka yürüdükten sonra insanlar bu bilgileri nereden almış ve 1400 sene içinde, bu bilgiler günümüze nasıl ulaşmıştır?
5. Soru: Inanç deyince ne anlamalıyız ve insanoğlu, inanmadan yaşıyabilir mi?
6. Soru: Velayet ne demektir?
7. Soru: Peygamberler, velayetini kime vermişlerdir?
8. Soru: Velayet, kimlerin aracılığıyla günümüze ulaştırılmıştır?
1. Soru: Kuran da 5 vakit Namaz var mı? eğer varsa, hangi Ayetler de vardır?
Kuran-da, 5 Vakit ibadet rituelleri şekil ve şema olarak yoktur. Ancak Ehli Sünnet vel Cemaat bu durumu, Taha Suresinin 130. Ayet ve Rum Suresinin 17. ile 18. Ayetlerine dayandırmaktadırlar.
Taha Suresi, 130. Ayet; „Ey Muhammed! Sen onların dediklerine sabret ve güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün taraflarında da tesbih et. Umulur ki hoşnut olursun.
Rum Suresi, 17. Ayet; “O halde akşama girerken ve sabaha ererken Allahı tesbih edin ve
Rum Suresi, 18. Ayetinde; „Göklerde ve yerde hamd Ona aittir. Gündüzün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de Onu tesbih edin“ buyurmaktadır. Ahmet Varol meali
Ehli Sünnet vel Cemaata göre bu Ayetlerde sözü edilen vakitler beş vakit namazın yerine getirileceği vakitler olarak kabul edilmektedir.
Fakat Ayetlerde görüldüğü gibi, hamd ile tesbih edin denilmektedir. Allah, ne ile yüceltilir sorusunun cevabı, elbetteki rituellerle değil tabii ki dua ile yüceltilir. Dolayısıyla diğer önemli bir gerçek odur ki, Kuran da Namaz yoktur Salat vardır. Salatın manası, dua etmektir.
Hamd ile tesbih manaları
Hamd; Kainatta yaratılmış olan, yaratılmakta olan, bütün varlıkların niteliklerini Allah tecellisi olduğunu gerçeğini ifade etmektedir. Yani hamd övmek, methetmek, yüceltmek manalarına gelmektedir.
Tespih etmek; Allahın bütün eksiklerden uzak, yüce ve eşsiz olduğunu sözle kanıtlamaktır. Varlığına, birliğine ve tüm eksiklerden uzak olduğuna inanıyorum demektir.
Bu mana yorumlarından da görüldüğü gibi bedensel ritueller veya belli şekiller söz konusu değildir. Söz konusu olan dua ve zikirdir.
2. Soru: Alevilikte, 5 vakit namaz yerine nasıl bir ibadet yapılıyor ve ibadetin rituelleri hangileridir?
Farsça olan namaz kelimesi Kuran-da geçmemekle birlikte, Arapçada aynı anlama gelen „Salat“ sözcüğü yani dua sözcüğü geçmektedir. Dua, Allahın huzurunda saygı ve hürmet içinde eğilmek, teslimiyeti ifade etmektedir.
Söz konusu olan beş vakit namaz, ibadetin özü değildir. Çünkü ibadetin özü, duadır. Anacak namaz, ibadetin bir parçası olan pratik rituel ve rükünlerdir.
Kuran-da, namazın şekil ve tarifi hakkında hiç bir bilgi yoktur. Fakat Kuran-da Allahın adının yüceltilmesi, Ona boyun eğilmesi ve yalvarıp yakarılması yer almaktadır. Bu gibi ibadet biçimleri ise toplumdan topluma, kültürden kültüre farklı biçimlerde yerine getirilmektedir. Yani bir ibadet faaliyetidir.
Alevi ibadeti, hangi ibadettir?
Ibadetin özü, duadır.
Her inançta ayrı bir ibadet-yakarış şekli olduğu gibi Alevilerin ibadeti, Cem erkanıdır. Cem sözcüğü Arapça da toplantı, topluluk ve toplum anlamına gelmekle birlikte Cem erkanlarında bu inancı benimseyen, kabullenen, gönül veren insanların toplu halde yerine getirdikleri ibadet sistemidir.
Alevilerin cem erkanı, Muhammd Mustafanın zamanında olduğu gibi evlerde yapılırken günümüzde genelde cemevlerinde yapılmaktadır.
Alaviler duasını, yalvarışlarını yaparken Muhammed Mustafa zamanında olduğu gibi Hakk meydanında, Pir huzurunda cinsiyet ayrımı yapmadan her can birbirinin yüzünü görebilecek şekilde halka-daire halinde saf tutarlar. Bunun amacı cemal cemale, didar didara, gönül gönüle karşı olunmasıdır. Çünkü Canab-ı Hakk, insanın gönlünü mekan edinmiş ve cemalinde ise, görünüş alanına çıkmıştır. Bu ibadet şekline, halka ibadeti denir.
Alevi ibadetinde, pratik ritueller yani rükünler vardır. Bu rükünler, ibadeti bir bütün olarak tamamlayan ve tamam hale getiren belli fiili davranışlardır.
Ibadetin, rükünleri ve rükün manaları…
Rükünler; Ibadeti bir bütün olarak tamamlayan ve tamam hale getiren belli fiili davranışlardır.
Bu fiili davranışlar; Dar yani kıyam, Tevella ile Teberra yani rüku, Dua-Gülbenk yani kıraat ve Secdedir.
Dar yani kıyam…
Kelime anlamı, saygı ve hürmet ile ayakta durmaktır. Hakkın huzurunda saygı ile eğilmek, minnettar olmak, kıyamla durmak anlamlarına gelir. Yani insanın, beden ve ruhen Allahın huzurunda, ayakta saygı duruşunda durmasıdır.
Tevella ile Teberra yani rüku…
Kelime anlamı, saygı ile Allahın önünde boyun eğmek-eğilmektir. Cem erkanında dara dururken hafiften öne doğru eğilerek dua edilir. Bu fiziki duruma rüku denir. Yani insanın, kulluğu ve teslimiyeti sadece Allahadır.
Dua-Gülbenk yani kıraat…
Kelime anlam olarak seslenmek, çağırmak, yardıma çağırmak, dilekte bulunmak, istemek, yalvarmak, davet etmek gibi manalara gelmektedir.
Cem erkanlarında; Dua, gülbeng, Duaz-ı İmam okunur ve cemaatta Allah Allah diyerek iştirak ederek duada bulunmuş olurlar. Diğer bir manada Allahın varlığına, nimmetlerine, sonsuz rahmetine şükranlarımızı, teslimiyetimizi, niyetimizi bildirmek ve bütün hamdın ona masus olduğunu belirtmektir.
Secde…
Hakkın huzurunda baş eğme, saygı ve hürmert içinde yere kapanma, anlın toprakla temas etmesidir. Anlımızın toprak ile bütünleşmesi; Ruhen, bedenen öze yönelmedir, öz ile bütünleşmektir.
Amacı ise, madde aleminden mana alemine göçtür; Nefsani beklentilerden uzak huzur içinde manevi ummana dalmaktır, kendi kendimizle hesaplaşmaktır, özümüzü dara çekmektir. Nerden gelip nereye gittiğimizi bir an da olsa hatırlayıp, muhasebesini yapmaktır.
Sonuç itibariyle ruhen huzura, bedenen ferahlığa kavuşmak için insanın; Kendi kendisiyle buluşması ve barışık olması gerekir. Bu dengeyi, sağlayan bir insanoğlu; Ailesiyle, toplumuyla, çevresiyle, doğasıyla beraber bir bütün olarak özde birliği sağlamıştır. Allahın, kullarından istediği ve secde ile ulaşılması gereken de budur…
3. Soru: Bireysel ibadet, nasıl yapılmalıdır?
Her inançta toplu veya bireysel olarak yerine getirilen bir ibadet-yakarış şekli söz konusudur.
Ancak Alevi inancında yapılan ibadette şekil, kural, mekan veya belli bir zaman limiti söz konusu değildir.
Çünkü makbul olan ibadet, özgür yapılan ibadettir. Neden, özgür ibadet? Çünkü günümüzde ibadet şekle, şemaya, kurala, zaman limitine sıkıştırılmış iki rekat, üç rekat, beş rekat dolayısıyla halden hale sokulup mahküm edilmiştir. Mahküm olan bir din, özgür değildir; Bağımlıdır, yapmacıktır, şekilciliktir, biçimcilik fakat doğal değildir.
Dolayısıyla bireysel ibadetler kayde ile kural veya şekil ile biçim veya birilerinin dayattığı şekilcilikten uzak kişi kendi duasını, gülbengini veya yakarışını istediği dilde, istediği zamanda, istediği yerde veya mekanda Cenab-ı Hakka iletebilir.
Dara düştüğümüz veya zorda kaldığımız veya ihtiyaç duyulduğu zamanlarda belli bir saati veya mekanın beklenmesi özgür ibadet değildir. Olsa olsa şekilci, biçimci ve mahküm edilmiş bir ibadetten öteye başka birşey değildir.
Bireysel ibadeti örneklersek
Zorunlu durumların dışında kişi evinde tenha ve huzur verici bir atmosfer içinde Çerağını uyandırarak, Duasını yaparak, Gülbengini okuyarak, Deyişni, Duaz-ı dile getirerek bireysel ibadetini yerine getirmiş olacaktır.
4. Soru: Peygamberlere vahiy yoluyla gelen bilgi, kendileri Hakka yürüdükten sonra insanlar bu bilgileri nereden almış ve 1400 sene içinde, bu bilgiler günümüze nasıl ulaşmıştır?
Vahiy yoluyla Peygambere ulaştırılan Hakk kelamı yani ilim bilgileri, Muhammed Mustafadan sonra Velililer, sonra Imamlar ve daha sonra Seyyidler aracılığıyla insanlara aktarılmış ve aktarılmaya devam edilmektedir. Ulu Ozanların, Halk ozanlarının, Şairlerin, yazarların, vs. Deyiş, Duaz, Nefes, Şiir, Mersiye, Menkıbe, Kitap, ilmi muhabbetler gibi imkanlarla günümüze ulaştırılmıştır.
5. Soru: Inanç deyince ne anlamalıyız ve insanoğlu, inanmadan yaşıyabilir mi?
Inanç diğer bir deyimle itikat, kainattaki tüm varlıkları yaradan doğa üstü bir gücün varlığını kabul etmek veya onun varlığına inanmaktır. Günümüzde bu yaratıcı ilahi kuvvetin veya gücün ismi, Allah olarak kabul görmüştür.
Dolayısıyla Allahın yaratıcılık sanatına, sırrına, hikmetine kalben ve ruhen inanıp iman etmektir.
Yaratılmış varlıkların, yaratıcının nurundan yaratılmış olmaları gereği bir şekilde inanma olgusunu kendinde taşımaktadırlar. Dolayısıyla inanmadan yaşamak mümkürdür fakat manasız veya anlamsız bir yaşam söz konusu olacaktır.
6. Soru: Velayet ne demektir?
Velayet, Allah ile beraber veya Ona dost olan anlamına kullanılan dini veya inançsal bir terimdir.
Veliullah, zahir ile batın ilmine sahip, Hakkın sırrına ermiş ve Hakk ile Hakk olmuş Kamil-i Insandır. Bu sıfat, Şahı Merdan Alinin sıfatıdır. Allaha ve peygamberine, dost olan Veliullahtır. Dolayısıyla Veli, Allahın sır dolu isimlerinden biridir.
Velilik-Velayet, makamına erişmenin sırrı, geçici olan kendi beşeri nefsinden uzaklaşıp Hakkın sıfatında sonsuzlaşmaktır. Diğer bir anlamda oluş ve bitişlerde kulun kendi iradesi yok olur veya kalkar, Allahın iradesi hakim olur.
Dolayısıyle Allah O‘nu beşeriyetten arındırarak, üstün Velayet makamına erişmesini sağlar. Kendine dost ve kelamına ulaştırarak, sonsuzlaşmasını sağlar.
Özü öze ulaştıran, ham ervahlıktan erdemliğe, erdemlikten varlıklar birliğine ve Varlıklar birliğinden de Allahın birliğine ulaştıran Veliullahtır.
7- Peygamberler, velayetini kime vermişlerdir?
Hz.Muhammed Mustafa, peygamberlik devri hakkında; “Peygamberlik devri benimle son bulmuş, velayet devri başlamıştır. Benden sonra insanlar Allahın emirlerini ve islamiyeti en doğru şekilde Velilerden ögreneceklerdir. Benim Velim ve vasim Ebu Talib oğlu Alidir” buyurmuştur.
Hz.Muhammed Mustafa; “Ey Ali, anandan doğduğunu görmeseydim, sana Tanrı diyecektim“ demesindeki mana; Tanrısal görünüşün en olgun örneği Şahı Merdan Alinin nesnel varlığıdır.
Şahı Merdan Ali beşeri alemde; Ilmiyle, irfaniyle, edep erkaniyle en olgun ve yetkin Kamil-i Insan‘dır. Kamil ve erdemliğin bütün faziletlerine sahip olan Şahı Merdan Ali, Alevilerin ibadet ve inancının mıhenk taşı olmuştur. Tanrısal görünüşün O‘nda tecelli etmesi, insan üstü yetkinlik ve özelliklere sahip olmasındandır
8- Velayet, kimlerin aracılığıyla günümüze ulaştırılmıştır?
Velayet ilmi, diğer bir deyimle inancın veya dinin ilmihalini insanlara anlatma veya irşad etme görevi veya hizmeti, Imamlara ve imamlardan sonra da seyyidlerin aracılığıyla günmüze ulaştırılmıştır.