Bize el-Fadl b. Dükeyn haber verdi. O Şeyban b. Abdurrahmandan rivayet etti. Yine bize Müslim b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Eban b. Yezid el-Attar haber verdi; hepsi dediler ki: Bize Yahya b. Ebu Kesir haber verdi. O Ebu Kılabeden, o Abdurrahman b. Şeybeden, o Müminlerin Annesi Ayşeden rivayet etti: Resulallah hastalandı ve ağrılarından dolayı yatağında sağa sola dönmeye başladı. Ayşe ona, “Ey Allahın Resulü! Bizlerden biri bu derece ızdırap çektiğinden şikayet etseydi, mutlaka onu uyarırdın!” dedi. Resulallah ona, “(Fadl b. Dükeyn rivayetine göre) Salihlerin (Müslim b. İbrahim rivayetine göre “Müminlerin”) hastalıkları şiddetli olur. Mümin bir kimsenin başına gelecek musibet ve sıkıntıdan ve daha büyüğü şikayetlerden (Müslim rivayetinde “ağrılardan” dedi.) dolayı mutlaka Allah, o kulunun çektiği sıkıntıyla derecesini yükseltir ve bir hatasını affeder. (el- Fadl b. Dükeyn “daha büyüğü ile mutlaka bir hatasını affeder.” şeklinde rivayet etti.) Bize Muhammed b. Abdullah el-Ensari haber verdi; dedi ki: Bize İsrail b. Yunus haber verdi. O Eşas b. Ebüş-Şasadan, o Ebu Bürdeden, o da (Ayşe olduğunu düşündüğü) Resulallahın eşlerinden birinden şöyle dediğini rivayet etti: Resulallah hastalandı; ağrısı ve şikayetleri arttı. Ona, “Ey Allahın Resulü! Hastalığından şikayet ediyorsun. Eğer biz kadınlardan biri böyle yapsaydı ona hayretle bakardın.” dedim. Resulallah , “Sen müminin günahlarına kefaret olsun diye hastalığın şiddetlendiğini bilmez misin?” dedi. Bize Haşim b. el-Kasım haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Muaviye Şeyban haber verdi. O Eşas b. Süleymden, o da Ebu Bürdeden şöyle dediğini rivayet etti: Resulallah hastalandı. Hastalık onu bayıltana kadar şiddetlendi. Ayılınca eşlerinden biri ona, “Hastalığında öyle bir şikayet ettin ki, eğer biz kadınlardan biri böyle şikayet etseydi ona kızmandan çekinirdi.” dedi. Resulallah ona, “Sen müminin günahlarına kefaret olsun diye hastalığının şiddetlendiğini bilmez misin?” buyurdu. Bize Kabisa b. Ukbe haber verdi. O Süfyandan, o el-Ameşten, o Ebu Vailden, o Mesruktan, o da Ayşeden şöyle dediğini rivayet etti: Gerçekten, Resulallahın ağrılarından daha şiddetli, bir hastalık görmedim. Bize Ebu Muaviye ed-Darir ve Yala b. Ubeyd haber verdiler; dediler ki: Bize el-Ameş haber verdi. O İbrahim et-Teymiden, o el- Haris b. Süveydden, o da Abdullahtan şöyle dediğini rivayet etti: Resulallahın yanına vardım, şiddetli ağrı çekiyordu. Elimi ona sürerek “Ey Allahın Resulü! Şiddetli bir ağrı çekiyorsun.” dedim. “Evet! Ben sizden birinin acı çektiği gibi acı çekiyorum!” dedi. Ona, “Bunun karşılığında sana iki ecir vardır.” dedim. “Evet! Nefsimi yed-i kudretinde tutan Allaha yemin olsun ki, yeryüzünde hiçbir Müslüman yok ki bir hastalıktan veya başka bir şeyden eziyet görürse mutlaka Allah bununla günahlarını ağaç yapraklarını döktüğü gibi döker.” Bize en-Nadr b. İsmail Ebül-Muğire haber verdi. O el-Ameşten, o İbrahimden, o da Alkameden şöyle dediğini rivayet etti: Abdullah b. Mesud Resulallahın yanına girdi. Elini üzerine koyarak ona, “Ey Allahın Resulü! şiddetli bir ağrı çekiyorsun.” dedi. “Evet Ben sizden birinin acı çektiği gibi acı çekiyorum!” buyurdu. [Abdullah b. Mesud dedi ki:] Ona, “Bunun karşılığında sana iki ecir vardır.” dedim. “Evet, nefsimi yed-i kudretinde tutan Allaha yemin olsun ki, yeryüzünde hiçbir Müslüman yok ki bir hastalıktan veya başka bir şeyden eziyet görürse mutlaka Allah bununla günahlarını şu ağacın yapraklarını dökmesi gibi döker.” dedi. Bize Ubeydullah b. Musa el-Absi haber verdi. O Musa b. Ubeyde er- Rebeziden, o Zeyd b. Eslemden, o da Ebu Said el-Hudriden şöyle dediğini rivayet etti: Resulallahın yanına vardık. Bir de ne görelim! Aşırı bir ateşi var. Birimiz elini dokundursa ateşin şiddetinden dayanamazdı. Allahı tesbih ve tenzih etmeye başladık. Peygamber bize, “Hiçbir kimsenin başına peygamberlerin başına gelen beladan daha şiddetli bela gelmez. Bizim imtihanımız şiddetli olduğu gibi ecrimiz de kat kat fazla olur. Allahın öyle peygamberi vardı ki öldürünceye dek ona bitler musallat olurdu. Allahın öyle peygamberi var ki bir abadan başka avretini örtecek bir giyeceği yoktu.” dedi. Bize Halid b. Hıdaş haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. O Hişam b. Saddan, o Yezid b. Eslemden, o da Ata b. Yesardan şöyle dediğini rivayet etti: Ebu Said el-Hudri Peygamberi ziyaret etti. Hastaydı ve üzerinde bir kadife örtü vardı. Ebu Said elini üzerine koydu. Ateşin sıcaklığını kadife örtünün üzerinde hissetti. Ona “Ne kadar da ateşin var?” dedi. Resulallah ona, “Biz peygamberlerin imtihanı şiddetli olur ve ecrimiz katlanır.” dedi. Ona, “Ey Allahın Resulü başlarına en fazla bela gelenler kimlerdir?” diye sordu. Resulallah ona, “Peygamberler!” dedi. “Sonra kim?” diye sordu. Resulallah , “Sonra Salihler! Öyleleri vardı ki, öldüresiye dek ona bitler musallat olurdu. Öyleleri de vardı ki bir abadan başka avretini örtecek bir giyeceği yoktu. Onlardan birinin başına gelen belaya karşı sevinci, sizden birinize verilen hediyeden dolayı sevincinden daha fazlaydı.” dedi. Bize Affan b. Müslim haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Hilal haber verdi; dedi ki: Bize Bekir b. Abdullahın haber verdiğine göre: Ömer, Resulallah hummalı ya da can çekişmekte iken onu ziyaret etti. Elini onun üzerine koyunca, ateşin şiddetinden hemen çekti. Ömer, “Ey Allahın Resulü! Ne kadar da ateşin var!” dedi. Peygamber, “Allaha şükürler olsun dün gece veya bu gece aralarında yedi uzun sure (Sebuttıval) de olmak üzere yetmiş sure okudum.” dedi. Ömer ona, “Ey Allahın Elçisi! Geçmiş ve gelecek tüm günahların bağışlanmış biraz da kendine rahatlık payı versen!” dedi. Resulallah ona, “Şükreden kullardan olmayayım mı?” dedi. Bize Ebu Üsame Süleyman b. el-Muğire haber verdi. O Sabitten (yani el-Bünaniden) şöyle dediğini rivayet etti: Resulallah çıkıp ashabının yanına geldi. Hasta olduğu belli oluyordu. Onlara, “Gördüğünüz durumdayım. Buna rağmen dün gece yedi uzun sureyi okudum.” dedi. Bize Yezid b. Harun ve el-Fadl b. Dükeyn haber verdiler; dediler ki: Bize Misar haber verdi. O Ziyad b. İlakadan, (Fadlın rivayetinde) o da el-Muğire b. Şubeden (Yezid el-Muğireyi zikretmeden) rivayetle dedi ki: Resulallah ayakları şişene dek namazda ayakta dururdu. Ona, “Geçmiş ve gelecek günahların affedildiği halde neden bunu yapıyorsun?” diye soruldu. “Şükreden bir kul olmayayım mı?” dedi. Bize Yezid b. Harun ve Ebu Üsame haber verdiler. Onlar Hişamdan, o da Hasandan şöyle dediğini rivayet etti: Resulallah o kadar oruç tutar, namaz kılardı ki, ashabının yanına geldiğinde vücudu öyle gevşemiş olurdu ki içi boş bir deri tulumuna benzerdi. Yezid hadisinde, “Buna rağmen insanların en sıhhatlisiydi.” dedi. Bize Haşim b. el-Kasım haber verdi; dedi ki: Bize Şeyban Ebu Muaviye haber verdi. O asımdan, o Musab b. Saddan, o da babasından şöyle dediğini rivayet etti: Peygambere, “İnsanlar arasında belalara en fazla düçar olan kimdir?” diye sordum. Resulallah “Peygamberlerdir. Sonra insanlar sırasıyla derecesine göre bela görür. Kişi dinine göre imtihan olur. Eğer dininde sağlamsa belası şiddetli olur. Yok, dininde gevşekse dininin derecesine göre imtihan olur. Belalar kişi yeryüzünde günahsız yürüyene dek kulun peşini bırakmaz, devam eder.” dedi. Bize Abdülvehhab haber verdi; dedi ki: Bize Hişam ed-Destevai haber verdi. O asım b. Behdeleden, o da Musab b. Saddan şöyle dediğini rivayet etti: Sad b. Malik, “Ey Allahın Resulü! İnsanlar arasında belalara en fazla düçar olan kimdir?” diye sordu. Sonra önceki hadisin aynısını zikretti. Bize el-Fadl b. Dükeyn haber verdi; dedi ki: Bize İsmail b. Müslim el-Abdi haber verdi; dedi ki: Bize Ebül-Mütevekkil haber verdi: Resulallah hastalandı. Hastalığı artınca Ümmü Seleme bağırdı. Bunun üzerine Resulallah ona, “Yeter! Kafirden başkası bağırmaz.” dedi. Bize Yezid b. Harun haber verdi; dedi ki: Bize İsmail b. Ayyaş haber verdi. O İshak b. Abdullah b. Ebu Ferveden, o bir adamdan, o da Ayşeden şöyle dediğini rivayet etti: Resulallahın ölümün şiddetinden sonra müminin çekeceği acıları daima daha hafif görmeye başladım.