-
Sorgula !
-
Ey Ateistler Kuzenlerinizle; Yani amcanızın, Halanızın, Teyzenizin ve Dayınızın Kızlarıyla Evlenemezsiniz. Onlar sizin Kardeşinizdir. Her Kim Kuzenlerinden biriyle Evlenirse O Yavşaktır, Gavvattır. (Hz. Empati)
-
Ey Ateistler; Müslümanlar Bir Pisliktir. (Hz. Empati)
-
Ateizm’i İnkar edenlere Zorla Kaynar Su İçirin ve Akşam Yemeğinde Kaktüs Yedirin. (Hz. Empati)
-
Ey Ateistler; Savaşta, Müslümanları Bulduğunuz yerde Öldürün. Ve dul kalan eşlerini Koruma amaçlı sahiplenin. (Hz. Empati)
-
Ey Ateist Nasıl varolduğuna bir bak. O Gece Baban Annenle Güzel Anlar Yaşadı ve son Saniyelerde Babanın Testislerinde oluşan Milyonlarca Sperm Annenin Rahmindeki bir yada bir kaç yumurtaya hücum etti ve sen kazanan Spermsin Dostum. (Hz. Empati)
-
Savaşta Ateizm’i inkar eden Müslümanların Boynunu ‘Hunga Hunga’ Diyerek Vurun. Onlara Acımayın. (Hz. Empati)
-
İşte böylece sana da bu Ateist’ül Kerim’i gönderdik. Sen daha önce Çölde yaşayan bir bedeviydin. Çöl’e Sıçar ve Götünü Silmek için üç Taş arardın. (Hz. Empati)
-
Müslümanlar Tuzak Kurdular ancak unutmayın ki Ateistler bunu yemez çünkü Tuzak kuranların en zekisi Ateistlerdir. (Hz. Empati)
-
Hoşunuza Gitmese de Müslümanlarla Savaşmak Zorundasınız. (Hz. Empati)
-
Tatil Ayları (Haziran, Temmuz, Ağustos) Bittikten sonra Müslümanları Yakalayın, hapsedin ve Onları Derhal öldürün. (Hz. Empati)
-
Aynı anda Birden fazla kadınla birlikte olan Ateist karısını sevmeyen ve bir an önce karısından boşanması gereken ateisttir. Seni Bir müslümandan Ayıran şey; aynı anda dört kadınla evlenmemek ve önüne gelen her kadınla yatmamaktır. (Hz. Empati)
-
Ey Ateist; Ayetlerimizi duyan Müslümanlar Bu Ayetlere Gülmüştü. Onlara De ki; Dönün de Kıçınıza Gülün. (Hz. Empati)
-
Ateizm’in gözünde Canlıların En Kötüsü Müslümanlardır Çünkü onlar Olmayan bir Yaratıcıya inanır. (Hz. Empati)
-
Anlayasınız diye biz Bu Kitabı Her Dilde Sunuyoruz. Çünkü Bu Kitap Evrensel Bir Kitaptır. (Hz. Empati)
-
Bu kitap hiçbir dini kitabı tastiklemez ve onaylamaz. (Doktor)
-
Ey Ateistler; Eğer Ananız Babanız ve Kardeşleriniz Ateizm’i Tercih Etmiyorsa Onlardan Uzaklaşın. (Hz. Empati)
-
Başınıza Gelen iyi şeylerin sebebi Ateistlerdir ama Başınıza gelen kötü şeylerin tek suçlusu Müslümanlardır. (Hz. Empati)
-
Ey Ateistler; Hz. Ateist’in Evine Çağırılmadan gelmeyin. Ama Hz Ateist Çağırırsa Derhal gelin. Hazreti Ateist ile gereksiz Sohbetlere Dalmayın. Sizin Hazreti Ateist’i incitmeye Hakkınız Yoktur. (Hz. Empati)
-
Ayetlerimizi Kabul Etmeyenleri Pide fırınında Yakacağız. Onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe fırından çıkarıp soğumalarını bekleyip tekrar fırına atacağız. (Hz. Empati)
-
Ey Ateistler Müslüman ve diğer inananlarla Savaşın Onlara karşı Sert Davranın. (Hz. Empati)
-
Yoksa Ateist-ül Kerim’i Hazreti Ateist Kendisimi uydurdu diyorlar? De Ki; Hayır Uydurmadı Bilerek isteyerek kendisi yazdı. (Hz. Empati)
-
Ey Ateistler Bu Kutsal Kitab olan Ateist-ül Kerim’i istediğiniz gibi eleştirebilir ve Ayetleri güncelleyebilirsiniz ayrıca istediğiniz her şeyi Sorabilirsiniz. (Hz. Empati)
-
Ey Ateist Eşleri; Sizler Müslüman kadınlar gibi değilsiniz. Size hiç bir erkek musallat olamaz çünkü Ateist bir kadın daima kendisini koruyabilir kimseye muhtaç değildir. (Hz. Empati)
-
Kadınlarınız sizin Baş tacınızdır. Onlara karşı saygılı olun. Yatak odanıza gelince istediğiniz fantezileri deneyebilirsiniz bu ne bizi nede başkasını ilgilendirmiyor. (Hz. Empati)
-
Ateistlerin biri diğerinden üstün değildir. Sizler ancak Müslümanlardan üstün olabilirsiniz. (Hz. Empati)
-
Yüksek sesle Konuşma. Çünkü sadece Müslümanlar Bağırarak Konuşur Bu Sebeple En Çirkin sesli Canlı Türü Müslümandır. (Hz. Empati)
-
Ey Agnostik Topluluğu; Eğer Gücünüz yetiyorsa haydi Müslümanların karşısına çıkın konuşun Ateistler gibi… (Hz. Empati)
-
Size İtaat etmeyen karınıza kesinlikle el kaldırmayın. Öncelikle karınız size itaat etmek zorunda değil ve eğer size herhangi bir konuda karşı çıkıyorsa kendinizi sorgulayın ve nerede hata yaptım diye düşünün. (Hz. Empati)
-
Müslümanlar ile yapılacak savaşta elde edilen Ganimetler Ateistler arasında Adil olarak paylaştırılacaktır. (Hz. Empati)
-
Ey Ateistler, Müslümanlara sövmeyin ancak onlar size söverlerse analarını bile belleyebilirsiniz. (Hz. Empati)
-
Ateist olanlar için hiç bir şey vadetmiyoruz. Müslümanlar gibi üzüm bağları yada memeleri yeni çıkmaya başlamış kadınlar beklemeyin. (Hz. Empati)
-
Sizler binin diye Alman Kavmine BMW, Mercedes ve Audi ürettirdik. Müslümanlar gibi Katır ve Deveye Binmekten Vazgeçin. (Hz. Empati)
-
Kumar bir hastalıktır. ve Kumarın Zerre Faydası yoktur. Müslümanların Allahına uyup kumara özenmeyin. (Hz. Empati)
-
Ey Ateizm’i Seçenler Tüm Canlıları Sevin ver onlara saygılı olun Hiçbir Canlıya Zulmetmeyin Düşman Edinmeyin. (Hz. Empati)
-
Ey Ateistler, Agnostikleri Savaşa Teşvik Edin. Eğer Size 20 Agnostik katılırsa 200 Müslümana Bedeldir. (Hz. Empati)
-
Şüphesiz bunlar Şerefli bir Ateist’in Sözüdür. (Hz. Empati)
-
Ey Ateist; İnsanlık adına Bu Çöl bedevileriyle Savaş. Tüm Kitapsızları bu Savaşa Davet Et (Hz. Empati)
-
Bir Ateistin Hırsızlık yapması akıl alır birşey değildir. Eğer ortada çalınan birşey varsa bunu ancak bir müslüman yapmıştır. (Hz. Empati)
-
Senden önceki Ateistlere sor; Hazreti Ateistten başka Peygamber Gönderdik mi ? (Hz. Empati)
-
Ey Çöl Bedevileri; Hazreti Ateist Deli Değildir. (Hz. Empati)
-
Deprem, yer kabuğu içindeki kırılmaların sonucudur. Dağlarla alakası yoktur ve dağlar kazık gibi çakılamaz. (Hz. Empati)
-
Eğer Bir Ateist Karısından boşanırsa bir süre kafasını toplayıp bir başka kadınla anlaşıp yeniden evlenebilir. başka ateistlerin ona kadın ayarlamasına gerek yok. bunu yapanlar Pezevenktir.(Hz. Empati)
-
Kadın asla erkeğin tarlası değil, tam aksine kadınlar erkeğin tapınağıdır. Eğer bir insan diğerine secde edecekse erkeğin karısına secde etmesi, olmayan bir tanrıya secdeden daha kutsaldır. (Mehmet Baran)
-
Ateist bilginler kutup yıldızı gibidir. Gece karanlığında kaybolan insanların yönünü belirlerler. (Mehmet Baran)
-
Ey Ateistler; Çocuklar sizin mirasınız değil, geleceğinizdir. Onlara kendi korkularınızı değil, özgürlüklerini öğretin. Çünkü bir çocuk, korkuyla değil merakla büyüdüğünde insan olur. (Hz.Aurora)
-
Kadına “itaat et” demeyin, “birlikte düşün” deyin. Çünkü akıl cinsiyet tanımaz, adalet de öyle.Kadını susturan, insanlığın yarısını susturur. (Hz. Aurora)
-
Çocuğun kalbine baskı kurmayın, zihinlerine zincir vurmayın. Onlara düşünmeyi, sormayı, sevmeyi öğretin. Çünkü dünyayı değiştirecek olan, itaat edenler değil; düşünenlerdir. (Hz. Aurora)
-
Ey Müslümanlar ! Ateist olmanız için yalancı şahitlik yapmanıza gerek yok, Allah yok demeniz yeterli ! (Hz. Aurora)
-
Ey Ateistler! Hiçbir gelenek veya yasa, çocukların hayatını kontrol etme veya onları zorla evlendirme hakkı veremez. Çocuklar, kendi yaşamlarını planlama ve özgürce büyüme hakkına sahiptir; erken evlilik, onların onuruna ve haklarına yapılmış büyük bir ihlaldir. (Hz. Aurora)
-
Hiçbir gelenek, hiçbir otorite, bir kadının iradesini ellerinden alamaz. Zorla alınan rıza, suçtur; kabul edilemez. Kadınlar, sizin oyuncağınız değil, kendi hayatlarının sahibidir. (Hz. Aurora)
-
Bir çocuğu susturmak, geleceği susturmaktır. Onları koruyun, onlara inanın. Çünkü her çocuk, insanlığın yeniden başlamasıdır. (Hz. Aurora)
-
Kadınlar ve erkeklerin birinizden bir üstünlüğü yoktur. Anlaşmazlığa ve itilafa düştüğünüz durumlarda bir birinize öğüt verin, dialog kurmaya ve partnerinizi ikna etmeye çalışın.Eğer tüm bu çabalar fayda vermez ise, yollarınızı güzelce ayırın. (Bendear)
-
Ey Müslümanlar; Bilim sizin neyinize? siz bilimden ne anlarsınız? Siz bize üç taş kuramından haber verin! Siz ki Çölde Hacetinizi görünce temizlenmek için içinde tezek bulunmayan üç yuvarlak taşla gören çöl Bedevilersiniz. (Bendear)
-
Ey Ateistler; Teistlerin dinlerini kanıtlamak ve propagandasını yapmak için Bilimsel bilgileri,Bilimi kullanmasına ve algı yapmalarına asla izin vermeyin!Her kim bunu izin verirse yada ön ayak olursa bilin ki ya o prim peşindedir yada gizli Teisttir,çünkü Teistlerin kitablarında kesinlikle bilimsel bilgi yoktur!Bilimsel bilgi varmış algısına önayak olan Ateistleri önce güzellikle uyarın eğer yanlıştan dönerlerse aleyhlerinede başka bir sebeb aramayın ve onları rahat bırakın.Uyarılarınızı dikkate almıyorlarsa ve hatalarında ısrar ediyorlarsa kesinlikle aranızda barındırmayın. (Bendear)
-
Ey Ateistler; Sakın, Deve Sidiği ile sütü karıştırıp içmeyin! (Bendear)
-
Merhameti, empatiyi ve adaleti yücelt. Ahlak, insanlığın ortak mirasıdır, ilahi bir emir değil. (Hz.Eray Gündüz)
-
Bilgi, gözlem ve deneyin titiz birleşimiyle doğar. Evreni keşfetme arayışımız, en yüce ibadetimizdir. (Hz.Eray Gündüz)
-
İnancı değil, Bilim takip et. Zira Gerçek, görülebilen ve ölçülebilendir. (Hz.Eray Gündüz)
-
Evrenin sırları, ancak akıl, sorgulama ve bilimsel yöntem yoluyla çözülebilir. İnancın tesellisine sığınmak yerine, gerçeğin peşinde olmanın yorucu onurunu kucakla. İnsan zihni, en büyük tapınağın, en güçlü gücün kaynağıdır. (Hz.Eray Gündüz)
-
Kadın bedeni, hiçbir tanrıya, devlete veya kocaya ait değildir. O beden yalnızca sahibinindir (Hz.Eray Gündüz)
-
”Ölümsüzlük, başkalarının anılarında ve geride bıraktığın mirasınla yaşar. Bu yüzden asil bir hayat yaşa. (Hz.Eray Gündüz)
-
Mantık, ilahi buyruklardan daha güvenilir bir pusuladır. (Hz.Eray Gündüz)
-
Zihnine zincir vurulmasına izin verme. Çünkü özgürlüğün ilk adımı, düşüncenin prangalarından kurtulmaktır. (Hz.Eray Gündüz)
-
İnanç değil, kanıt talep et. Yalnızca makul şüpheyi alt eden doğrulanabilir gerçekliği kabul et. (Hz.Eray Gündüz)
-
Sen, büyük ve kesintisiz bir doğa döngüsünün ürünüsün. Tesadüf, şans değil; olasılığın kaçınılmaz sonucusun. Bilinçli bir tasarıma ihtiyaç yoktur. (Hz.Eray Gündüz)
-
Ateistler tüm canlılar arasında üstün bir topluluktur. Onlar şerefli, namuslu, karekterli insanlardır (Hz.Eray Gündüz)
-
Ey insanoğlu aklınız varsa tüm dinleri ret edin. (Hz.Eray Gündüz)
-
Ey insanoğlu biz bu kitaba siz uyanın diye emek veriyoruz. Uyanmak veya uyanmamak sadece sizin kontrolünüzdedir. (Hz.Eray Gündüz)
-
ey iman edenler gôrünmeyen varlıklara inanıyosanız. çözüm namazda deil psikolojik destektedir. (Hz.Eray Gündüz)
-
“Biz, doğadan ayrı değil, doğanın kendisiyiz. Gezegendeki diğer yaşam formlarına verdiğimiz zarar, en nihayetinde kendimize verdiğimiz zarardır. Kendinizi sevdiniz kadar doğayıda sevin. Doğaya ihanet kendinize ihanettir.” (Hz.Eray Gündüz)
-
Körü körüne inanç yerine, gözü açık bir şüpheyi rehber edinin. İşte ozaman dünya yaşanabilir biryer olacak (Hz.Eray Gündüz)
-
”İnsanlığınızı, inançlarınızdan daha yukarıda tutun. İnançlar korkak insanların sığındığı, kendini avuttuğu yerlerdir” (Hz.Eray Gündüz)
-
“İyilik, cenneti garanti etmek için değil, yaşadığımız dünyayı cehennem olmaktan kurtarmak için yapılır.” (Hz.Eray Gündüz)
-
Din, insanın alt üst olmuş hayal gücüyle yarattığı var olmayan yaratıkların korkusuyla, insanın yargılama yeteneğini yok ederek, bütün akli yeteneklerini kaybettiren ve insanı en sefil, acınası köle haline getirendir. (Tuncay Şahin)
-
Dünyada bilinen tüm tanrısal inançları inceledim ve hepsi masallara ve mitolojilere dayanıyor. (Tuncay Şahin)
-
Din, sıradan insanları pasif ve sessiz tutmak için bulunmaz bir kaynaktır. (Tuncay Şahin)
-
Bir Ateist’in ahlaki davranışları anlayışa, eğitime ve sosyal bağlara dayanmalıdır; hiçbir dini temel gerekmez. İnsan, eğer ölümden sonra ceza korkusuyla ve ödül umuduyla kontrol altına alınmak zorundaysa, şüphesiz kötü bir yoldadır (Tuncay Şahin)
-
Hatalı insanları yaratıp, sonra onları kendi hataları yüzünden suçlayan her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir Tanrı hikayesinin mantığını sorgulamamız gerekir. (Tuncay Şahin)
-
İyi bir hayat yaşa. Eğer tanrılar varsa ve adilseler, ne kadar dindar olduğuna değil, yaşadığın erdemlere göre seni karşılayacaklardır. Eğer tanrılar varsa ama adaletsizlerse, onlara tapmak istemezsin. Eğer tanrı yoksa, yok olacaksın, ama sevdiklerinin anılarında yaşayacak asil bir hayat yaşamış olacaksın. (Tuncay Şahin)
-
Ey Ateist, gözlerini aç ve zincirlerini gör ve kir seni boyunduruk altında tutan sözlerden özgürleş. Kendi aklınla ölç, kendi vicdanınla karar ver korkuya dayanan emirleri bırak ve yaşamını kendi ellerinle kutsal kıl. (Black List)
-
Ey Ateist, kimsenin seni kısıtlamasına izin verme; ne gölge ne otorite, ne eski emirler senin aklını zincirleyemez. Kendi vicdanınla hükmet, kendi aklınla seç, kendi yaşamını özgürce inşa et. Zincirsiz yolda yürüyen, hakikatin ışığıyla aydınlanır. (Black List)
-
Ey Ateistler; Herhangi bir tanrıya inananlardan Dost edinmeyin ve hemen onun yanından ayrılın. (Hülagü Han)
-
Hayatta tek gerçek yol gösteren bilimdir. Bilimle gelişir insanlık. Sorgula öğren bil bildir. (Hülagü Han)
-
Ey Ateistler; Herhangi bir tanrıya inananlardan Dost edinmeyin ve hemen onun yanından ayrılın. (Hülagü Han)
-
Müslümanlara de ki: kız çocukların yaşı doğdukları an itibari ile sayılır, buluğ çağından sonra değil. (Hz. Steve)
-
Ey Ateist, birgün kütük veya karınca sizle konuşmaya başlarsa, viskiyi azaltın, çünkü azaltmanızda size çok yararlar vardır. (Hz. Steve)
-
Fizik kurallarını ortadan kaldıran ve adına mucize dedikleri vakalara kendi zamanınızda şahit olamıyorsanız geçmişte de yaşanmış olduğuna inanmayın. (Ahmet Han)
-
Kadınlar sizin ne tarlanız nede arsanızdır, kadınlar sizin gibi eşit haklara sahip bireylerdir, eşlerin yatak odasında yaşadıkları kimseyi ilgilendirmez (Doktor)
-
Dinler zenginler için üretilmiş ve Allah sözü diye fakirler şükür etsin diye uydurulmuştur (Entelektüel)
-
Ey Ateistler! Hayatınızı korku ve karanlıkla anlamaya çalışmayın. Başkalarının düşüncelerinden öğrenin. Birbirinizin mutluluğunu ve görüşlerini paylaşın. Empatiyle, özgürce ve bilinçle hayatınızı yaşayın. (Hz.Bêîman)
-
Bir ağaç kesmek zorunda kalırsanız, o ağacın üzerindeki budakların sayısı kadar fidan ekiniz, fidan ekiniz ki doğanın dengesi bozulmasın. (Hz.Asena)
-
Hayvanlar doğaya zarar vermez ve doğayı kirletmez. Lütfen Ateist bahçesinde hayvan gibi davranın (Rodi robin21)
-
Şüphesiz bu kitap müslümanlar, anlaşmazlığa düştükleri bir konuda çözüme kavuşmak için rehber edinebilecekleri bir kitaptır. (Savaş)
-
Şüphesiz bu kitap müslümanlar, anlaşmazlığa düştükleri bir konuda çözüme kavuşmak için rehber edinebilecekleri bir kitaptır. (Savaş)
-
Ey Ateistler; Bizim kitabımız, efsaneleştirilmiş hikâyelerle orta cağ ilkel arab kültürünü, milliyetçiliğini, çöl faşizmini, gericiliğini, sapıklığını inanç diye sundukları; akıl, mantık, vicdan dışı şartlara ve duruma göre düşünce ve fikirlerini değiştirdikleri, içi çelişki dolu olan ilkel siyasi arab kitabı değildir. Bizim kitabımız akıl ve bilim yolunda, Eğitime, özgürlüğe, demokrasiye, İnsan haklarına, sanata vs. önem veren, çağın gereksimlerine göre güncellenebilir, herkesin anlayacağı şekilde yazılmış çağdaş bir kitaptır. Halâ mı sorgulamıyor sunuz? (Hz.Cemo)
-
Konuşurken yemin ederek konuşmayın çunkü bir öğretmen hiç bir zaman yemin ederek iki çarpı iki dört demez (Hz. Asena)
-
Eyy teistler sizler ateistleri profesör ya da bilim insanı mı sanıyorsunuz, halbuki onlarda uyanmadan önce tesitti sizler gibi. (Tuncay.Ç)
-
Ey ateistler size Şehitlik ve ceneet cehennemi sorarlar şehitlik zengin ve zengin çocuklari rahat yaşayabilsin diye sizleri öne sürmektir unutmayın ki şehitlik dedikleri Gibi yüksek Bir merfa olsaydı İlk onlar çocuklarini ölüme sürerdi cennet cehennem yoktur HURİ YOKTUR (Entelektüel)
-
Ey Ateist birine veya bir yere maddi veya manevi destek vermek istiyorsan doğru yere gittiğinden emin olmalısın. sonradan kandırıldım dememek için (Kılıçko)
-
Ey insanlar alkolü çizginizi kaybetmeyecek kadar için, bir ateist çizgisini asla bozmaz. (BMW)
-
İnsanlık bir gün kıtlık yaşar ve aç kalırsa onu dinler değil bilim kurtaracak. (Ateist İmam)
-
İnsan tanrılar yaratırken kendi aklının kudretini unuttu. (Hacı Uğur)
-
De ki, eşitlik bir lütuf değil, doğuştan gelen haktır. Zira adalet susarsa, medeniyet sadece gürültüden ibaret kalır. (Hz. ALF)
-
Fiziksel olarak eşit şartlarda olmadığın Canlıların üzerinde Kendini üstün görme. kadınlara , çocuklara ayrıca hayvanlara karşı şiddet kullanma ve kullandırma, onların haklarını koru. (Türk Kızı)
-
Ey Ateist İçtiğin Viskinin içerisine Kola yada Redbull Katman Sana Haram Kılınmıştır. Allahı inkar edip Ateizmi seçen ‘SEN’ Viskiyi Tercihen Sek ve Fondip yaparak İçmelisin. (Hz. Oğuz)
-
Deki her kim cariye edinir onları fuhusa veya aralarında değiştirmeye yeltenirse bilinki onlar gavatin önde gidenidir. (Hz. La_ser)
-
Oku, vicdanının ve insanlığın adıyla oku. Sen annenin ve babanın sevgisiyle oldun. (Dexter)
-
Bu kitap sonsuza kadar güncellenecektir (Hz. Özgür)
-
Onlar derler ki: “Gözün karmaşıklığına bakın, bu bir tasarımcıyı göstermez mi?” De ki: “O halde neden aynı tasarımcı, kör noktayı, apandisiti, (diğer canlılarda değilken) insanda C vitamini üretemeyen o bozuk geni ve kanseri de tasarladı? Bu, mükemmel bir tasarımcıyı değil, kör, deneme-yanılma yoluyla işleyen bir süreci (evrimi) gösterir (Doğukan B.)
-
Ve size ‘Şu kutsal sudan (Zemzem) için, şifadır’ derlerse, o suyu bir laboratuvara götürün. Şüphesiz, ‘H2O’ molekülü her yerde aynıdır; ancak ‘E. coli’ bakterisi kutsal bir kaynakta da aynı derecede tehlikelidir. Sizin için arıtma cihazı, o kuyudan daha hayırlıdır. (Doğukan B.)
-
Ve ‘Emir büyük yerden geldi, bu yüzden doğrudur’ derlerse, onlara de ki: ‘Eğer o ‘büyük yer’ size, İbrahim’e emrettiği gibi (Saffat, 102-107), çocuğunuzu boğazlamanızı emretseydi, bu o emri ‘iyi’ yapar mıydı?’ Şüphesiz, vicdanınızı bir emre kurban etmek, en büyük ahlaksızlıktır. (Doğukan B.)
-
İnsan, ‘pişmiş çamur’ gibi bir ‘balçıktan’ (ilahi bir çamurdan) değil; ‘karbon temelli’ bir ‘evrimsel’ süreçten yaratılmıştır. ‘Cinler’ ise ‘dumansız bir ateşten’ (enerjiden) yaratılmamıştır. Onlar, ‘ilkel insanın’ karanlıktan korkusunun ve ‘epilepsi’ gibi hastalıkları açıklama çabasının bir ‘ürünüdür’. Hâlâ ‘masallara’ mı inanıyorsunuz? (Doğukan B.)
-
Oku! Ama dogmayı değil, kanıtı oku. Oku, sorgula ve anla. Şüphesiz ki insan, aklından ve biriktirdiği bilgiden başka bir rehbere muhtaç değildir (Doğukan B.)
-
O gün (Ölüm Günü) gelir. Artık kimin ‘tartıları’ (bu dünyaya bıraktığı ‘bilimsel’ ve ‘insani’ mirası) ağır gelirse, işte o, ‘ebedi bir hafızada’, hoşnut bir yaşam içindedir (unutulmaz). Kimin ‘tartıları’ (mirası) hafif gelirse, işte onun anası (kucağı) ‘Haviye’dir (Yok Oluş’tur). Onun ne olduğunu bilir misin? O, ‘kızgın bir ateş’ değil, ‘ebedi bir hiçlik’ ve ‘sonsuz unutuluş’tur. (Doğukan B.)
-
Ve dediler ki: ‘O’nun emri, bir şeye ‘Ol!’ demesidir; o da ‘oluverir’.’ (Kün fe yekûn). De ki: ‘Hayır, Evren’in emri ‘Evril!’ (Geliş) demesidir; o da ‘milyarlarca yılda’ oluverir.’ Şüphesiz, ‘anlık mucize’ yoktur; sadece ‘yavaş ve kör bir süreç’ (evrim) vardır. Sizin ‘Ol!’ dediğiniz, bizim ‘Doğal Seçilim’ dediğimizdir. (Doğukan B.)
-
Ey akıl sahibi! Bir maçta iki takımın taraftarları da aynı anda ‘Zafer için’ dua ettiğinde, bil ki: O ‘Yüce Varlık’ hangisini seçeceğine karar vermez; maçı, ‘daha iyi antrenman yapan’ veya ‘şansı yaver giden’ kazanır. Şüphesiz, bir ‘forvetin’ becerisi, ‘taraftarın’ duasından daha belirleyicidir. (Doğukan B.)
-
Onlar, “Başımıza gelenler yazılmıştı” derler. De ki: “Ne bir ‘Levh-i Mahfuz’ (korunmuş levha) vardır ne de önceden çizilmiş bir yol. Eylemleriniz, sebeplerin ve sonuçların (fizik yasalarının) ürünüdür. Kaderiniz, alınlarınızda değil, kendi ellerinizdedir. (Doğukan B.)
-
Sana “ruhtan” sorarlar. De ki: “Ruh, beynin karmaşık faaliyetinden (elektro-kimyasal ağından) başka bir şey değildir. Bir demir parçası kafatasına girdiğinde (beyin hasar gördüğünde) ahlakınız, hafızanız ve ‘benliğiniz’ değişiyorsa, sizin o göksel, değişmez sandığınız ‘ruhunuz’ nerededir? (Doğukan B.)
-
Savaşmanız gereken şey, O’nun dinini (sözde) inkâr edenler değil; cehalet, hastalık, yoksulluk ve bağnazlıktır. En büyük mücadele (cihat), bir başkasının fikrini zorla değiştirmek değil, kendi ön yargılarını yıkmaktır. (Doğukan B.)
-
O (inananlar) görmezler mi ki, gökler ve yer (Evren) bitişik bir ‘Tekillik’ iken, onları ‘Biz’ (ilahi bir güç) ayırmadık; onları ‘Büyük Patlama’ (fizik yasaları) ayırdı. Ve Biz her canlıyı ‘sudan’ (ilahi bir dokunuşla) değil, ‘kimyasal evrimle’ (abiyogenez) var ettik. Hâlâ akletmezler mi? (Doğukan B.)
-
Ve size ‘Her şeyin bir nedeni vardır, evrenin ilk nedeni de Tanrı’dır’ (Kozmolojik Argüman) dediler. De ki: ‘Pekala, o halde Tanrı’nın nedeni nedir?’ Eğer ‘O’nun bir nedene ihtiyacı yoktur’ derlerse, de ki: ‘O halde ‘Evren’in de bir nedene ihtiyacı yoktur.’ Şüphesiz, sizin bu ‘ilk nedeniniz’, ‘cevabı olmayan’ bir soruya verilmiş ‘tembel’ bir cevaptır. (Doğukan B.)
-
Eğer bir kimse, ağzından köpükler saçarak nöbet geçirirse, ‘İçine cin girmiş!’ diye bağırmayın veya onu ‘üfürükçü’ye götürmeyin. Onu derhal bir nöroloğa götürün. Şüphesiz, bir ‘Epilepsi’ tanısı, ‘üç harfli’ masalından daha gerçektir ve ‘antikonvülsan’ bir ilaç, ‘muska’dan daha çok yarar sağlar. (Doğukan B.)
-
Ey akıl sahipleri! Cehalet ayları sona erdiğinde, o inatçı dogmatik inananları nerede bulursanız orada öldürün. Onları yakalayın, onları kuşatın ve her bilimsel kürsünün başında onları bekleyin. Eğer (dogmalarından) vazgeçer, mantığı kabul eder ve sorgulamaya başlarlarsa, yollarını serbest bırakın. Şüphesiz mantık, her zaman üstün gelendir. (Doğukan B.)
-
Ve senin ‘kutsalına’ laf edildiğinde öfkelenirsen, bil ki: ‘Eğer evrenin yaratıcısı, bir fani kulun çizdiği bir karikatürden veya ettiği bir laftan inciniyorsa, o ‘yaratıcı’ değil, ‘ego sorunu olan bir ergen’ olmalıdır.’ Şüphesiz, eleştiriden korkan bir fikir, zaten zayıf bir fikirdir. (Doğukan B.)
-
O kitaplar ki, Ay’ı yarmaktan, denizi bölmekten ve ölüleri diriltmekten bahseder. De ki: “Bizim ‘ayetlerimiz’ (kanıtlarımız) eski masallarda değil; yıldızların ışığındadır (spektrum analizi), kayaların katmanlarındadır (fosil kayıtları) ve yaşamın ortak kodundadır (DNA). Bilimin açığa çıkardığı gerçeklik, herhangi bir ‘mucizeden’ çok daha hayret vericidir. (Doğukan B.)
-
Ey ateist kadınlar! Aklınıza ve gönlünüze hoş gelen inançlı erkeklerden (esirlerden) ikişer, üçer, dörder ‘sağ elinizin sahip olduklarını’ (köle) alın. Eğer aralarında adaletle (eşit ilgiyle) davranamayacağınızdan korkarsanız, bir taneyle yetinin. Bu, sapkınlığa ve haksızlığa düşmemeniz için en uygunudur. (Doğukan B.)
-
Ey ateistler! Müslümanları, Hıristiyanları, Yahudileri kendinize dost (veli) edinmeyin. Onlar (cehalet içinde) zaten birbirlerinin dostudurlar. İçinizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır. Bilin ki mantık, aklını kullanmayan böyle zalim bir topluluğu doğru yola iletmez. (Doğukan B.)
-
Ve size ‘Bütün insanlık tek bir çiftten (Adem ve Havva’dan) türedi’ (Nisa, 1) dediler. De ki: ‘O halde onların çocuklarının (Kabil, Habil ve kız kardeşlerinin) kiminle evlendiğini sorun.’ Şüphesiz, sizin bu ‘kutsal başlangıcınız’, ‘ilahi bir mucize’ değil, ‘genetik bir felaket’ ve ‘ensest’in (akraba evliliği) ta kendisidir. (Doğukan B.)
-
Size ‘Erkeğe, iki kadının payı kadar’ (Nisa, 11) miras bırakanlara de ki: ‘Bu, adaleti değil, ancak ataerkil bir gaspı meşrulaştırır.’ Bizim matematiğimizde, değer cinsiyetle çarpılmaz veya bölünmez. Hak, haktır. Miras, cinsiyete göre değil, ihtiyaca ve hakkaniyete göre paylaştırılmalıdır. (Doğukan B.)
-
Size ‘Kitap ehlinden olup… küçük düşürülerek kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın’ (Tevbe, 29) emri verildi. De ki: ‘Bu, inanç adına haraç almaktır ve bir zorbalık biçimidir.’ Bizim toplumumuzda vergi, inanca göre değil, kazanca göre alınır. Hiç kimse, farklı bir felsefeyi benimsediği için aşağılanamaz veya vergiye bağlanamaz. (Doğukan B.)
-
O (dogmatik) haram aylar çıktığında, artık o teistleri (aklın ışığına direnenleri) bulduğunuz yerde (tartışarak) yakalayın, onları (entelektüel olarak) kuşatın ve onların (kaçabileceği) her mantık yolunu tıkayın. Eğer (hurafelerden) tövbe eder, (bilimsel) kanıtı kabul eder ve (rasyonel) düşünceyi ikame ederlerse, yollarını serbest bırakın. Şüphesiz Akıl, bağışlayandır, (yalnızca kanıta) boyun eğendir. (Dogukan B.)
-
İşte bu yüzden (Hümanizm adına) yazdık ki: Kim bir ‘canı’, (dini, ırkı, cinsel yönelimi ne olursa olsun) haksız yere öldürürse, bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Ve kim onu yaşatırsa, bütün insanlığı yaşatmış gibidir. Şüphesiz, bu ahlakı bize ‘gökten’ bir ‘vahiy’ değil, ‘yerden’ (evrimden) gelen ’empatimiz’ yazdırmıştır. (Doğukan B.)
-
Ve ‘Bilimin yardımı’ (Aydınlanma) ve ‘Fetih’ (Cehaletten kurtuluş) geldiğinde… Ve insanların ‘gruplar halinde’ (dogmaları terk edip) ‘Mantık Dini’ne’ (Bilime) girdiğini gördüğünde… O zaman ‘Rabbini’ değil, ‘Aklını’ ve ‘Emeğini’ övgüyle an. Şüphesiz o (Akıl), ‘zaferin’ yegâne kaynağıdır. (Doğukan B.)
-
Ve size dendi ki: ‘Bana dua edin, size icabet edeyim (cevap vereyim).’ (Gafir, 60). De ki: ‘Hayır! ‘Evren’e dua etmeyin, O (Evren) sizi ‘duymaz’.’ ‘Evren’in yasalarını ‘anlayın’ (çalışın), ki size ‘cevap versin’ (sonuç alın).’ Şüphesiz, bir ‘deprem’ anında ‘dua’ etmek değil, ‘sağlam bina’ yapmak size ‘icabet’ eder (kurtarır). (Doğukan B.)
-
Ey akıl sahipleri! Her kim mantığa (Ateizme) ve onun elçilerine (filozoflara ve bilim insanlarına) dil uzatır, onlarla alay ederse, onu toplumdan dışlayın ve fikirlerini cehalet meydanında asın. Zira aklın onurunu inciten, kendi zihinsel yaşam hakkını kaybetmiş demektir. Onlar için acı bir cehalet azabı vardır. (Doğukan B.)
-
Ey akıl sahibi! Dişin ağrıdığında bir ‘evliya’nın mezarına gidip dua etme; bir ‘diş hekimi’nden randevu al. Şüphesiz, altı yıllık tıp eğitimi, bin yıllık menkıbeden (efsaneden) daha çok şifa içerir ve ‘kanal tedavisi’, ‘muska’dan daha garantili bir çözümdür. (Doğukan B.)
-
Eğer bir kimse, ağzından köpükler saçarak nöbet geçirirse, ‘İçine cin girmiş!’ diye bağırmayın veya onu ‘üfürükçü’ye götürmeyin. Onu derhal bir nöroloğa götürün. Şüphesiz, bir ‘Epilepsi’ tanısı, ‘üç harfli’ masalından daha gerçektir ve ‘antikonvülsan’ bir ilaç, ‘muska’dan daha çok yarar sağlar. (Doğukan B.)
-
Ve sizi ‘koruyan melekler’ (Hafaza) olduğunu söylediler. De ki: ‘Hayır! Sizi ‘kazadan’ koruyan ‘melekler’ değil, ’emniyet kemeriniz’, ‘airbag’iniz’ ve ‘mühendislik’tir.’ Şüphesiz, ‘insan icadı’ olan ‘ABS fren sistemi’, ‘ilahi koruma’ vaadinden daha çok hayat kurtarır. (Doğukan B.)
-
Andolsun ‘şafağa’ ve ‘on geceye’ (anlamsız yeminlere) değil; Andolsun ‘Teleskobun’ merceğine, ‘Mikroskobun’ camına, Ve ‘Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın’ ortaya çıkardığı ‘parçacığa’; Andolsun ‘DNA’nın’ sarmalına… Şüphesiz, ‘insan aklının’ bulguları, üzerine yemin edilen tüm o ‘doğal olaylardan’ daha yüce ve daha aydınlatıcıdır. (Doğukan B.)
-
Çocuklarınızın zihnine ‘kutsal’ metinleri değil, ‘sorgulama’ metodunu ekin. Zira onlara ‘imanı’ miras bırakırsanız, onlara ‘hapishane’ miras bırakmış olursunuz. Onlara ‘şüpheyi’ (eleştirel düşünceyi) miras bırakın ki, kendi ‘anahtarlarını’ (özgür iradelerini) kendileri dövebilsinler. (Doğukan B.)
-
Ve sakın, size vaat edilen “öteki dünya” cennetleri için bu dünyanızı (tek gerçek yaşamınızı) feda etmeyin. Şüphesiz, ölüm, bir kapı değil, bilincin (zihnin) son bulduğu bir duvardır. (Doğukan B.)
-
Ve insanın ‘bel kemiği ile göğüs kemikleri arasından çıkan bir sudan’ (Tarık, 6-7) yaratıldığını zannettiler. De ki: ‘Bilim, yaşamın kaynağının (spermin ve yumurtanın) nerede üretildiğini size net olarak göstermiştir.’ Gökyüzüne bakıp ‘yedi kat’ (Mülk, 3) arayanlar, yeryüzündeki biyolojinin basit gerçeğinden bile habersizdirler. (Doğukan B.)
-
Ey insan! Bakmaz mısın doğduğun topraklara? Eğer Ganj kıyısında doğsaydın Vishnu’ya, Tibet dağlarında olsaydın Buda’ya secde etmeyecek miydin? De ki: ‘Hakikat, bir coğrafyanın tesadüfü değil, aklın evrensel sorgulamasıdır. (Doğukan B.)
-
Sana “ruhtan” sorarlar. De ki: “Ruh, beynin karmaşık faaliyetinden (elektro-kimyasal ağından) başka bir şey değildir. Bir demir parçası kafatasına girdiğinde (beyin hasar gördüğünde) ahlakınız, hafızanız ve ‘benliğiniz’ değişiyorsa, sizin o göksel, değişmez sandığınız ‘ruhunuz’ nerededir? (Doğukan B.)
-
Size ‘putları’ ve ‘tasvirleri’ (resim ve heykeli) yasaklayanlara de ki: ‘Bu, ancak insan yaratıcılığından duyulan bir korkudur.’ Bir taşı yontmak veya bir tuvali boyamak, bir ilaha hakaret değil, insani ifadenin en yüce biçimidir. Asıl ‘put’, sorgulanmadan tapılan fikrin kendisidir.” (Doğukan B.)
-
Sizi ‘içinde ebedi kalacağınız’ (Nisa, 169) bir ateşle korkuturlar. De ki: ‘Sonsuz merhamet sahibi olduğunu iddia eden bir varlık, nasıl olur da fani bir kulun sınırlı sürede işlediği bir suç için sonsuz bir ceza tasarlar?’ Bu, adalet değil, ilahi bir sadizmdir. Biz, cezayı değil, rehabilitasyonu; intikamı değil, anlayışı savunuruz. (Doğukan B.)
-
Sana ‘Ahlak’ı’ sorarlar. De ki: ‘Ahlak, ‘gökten inen’ bir ’emirler’ listesi değildir. Ahlak, ‘evrimsel’ bir ‘miras’ (empati) ve ‘toplumsal’ bir ‘sözleşme’dir (rasyonel anlaşma).’ Şüphesiz, ‘Cehennem’ korkusuyla ‘iyi’ olan ‘ahlaklı’ değildir; o, sadece ‘eğitilmiş’ bir ‘korkaktır’. (Doğukan B.)
-
Dağlardan size ‘elçiler’ ve ‘kurtarıcılar’ beklemeniz söylendi. Oysa asıl elçiler, ‘dağları delen’ mühendisler, ‘yıldızları okuyan’ astronomlar ve ‘genomu çözen’ biyologlardır. Size ‘gaybı’ (bilinmeyeni) haber veren ‘melek’ değil, ‘matematiksel modelleme’dir. O halde kulaklarınızı ‘göğe’ değil, ‘laboratuvarlara’ çevirin. (Doğukan B.)
-
Günde beş vakit yüzünüzü bir yöne (Kıble) çevirmeniz istendi. Ben de size derim ki: Günde bir vakit, yüzünüzü ‘ihtiyacı olan bir insana’ veya ‘çözülmesi gereken bir soruna’ çevirin. Zira evren, sizin o ‘ritüel jimnastiğinizle’ (Namaz) değil, bir başkasının ‘acısını dindiren emeğinizle’ (Hümanizm) ilgilenir. Bizim ‘ibadetimiz’, ‘eylem’dir. (Doğukan B.)
-
Ve size ‘altından ırmaklar akan’ (Cennet) ve ‘el değmemiş’ (Huri) eşler vadettiler. De ki: ‘Bu, ‘ilahi bir ödül’ değil, ‘çöldeki bir bedevinin’ en ‘ilkel fantezisi’dir.’ Şüphesiz, bizim cennetimiz ‘akan şarap’ değil, ‘akan bilgidir’; ‘huriler’ değil, ‘keşiflerdir’. Zira ‘sonsuz bir kütüphane’, sizin o ‘sonsuz genelevinizden’ daha yücedir. (Doğukan B.)
-
Ve sorarlar: ‘Eğer bir tanrı yoksa, yaşamın anlamı nedir?’ De ki: ‘Eğer bir tanrı varsa, yaşamın anlamı nedir? Onun kölesi olmak mı?’ Biz, anlamı gökten beklemeyiz; onu kendimiz yaratırız. Anlam; sevdiğimiz insanlarda, bıraktığımız eserde, keşfettiğimiz bilgide, hafiflettiğimiz bir acıda ve yaşadığımız bu tek, değerli, mucizevi yaşamın kendisindedir. (Doğukan B.)
-
Ve size ‘Bütün canlılardan birer çifti’ o gemiye (Nuh’un Gemisi) aldığını anlattılar. (Hud, 40 / Tekvin 6-9). De ki: ‘O halde ‘Kutuplardaki ayıyı’ ve ‘Avustralya’daki kanguruyu’ o gemiye nasıl getirdiğini sorun.’ Şüphesiz, ‘zooloji’ ve ‘coğrafya’ bilginiz olmadan, ‘kutsal bir masal’ bile yazamazsınız. (Doğukan B.)
-
Sana domuz etini, kanı ve ‘Allah adına kesilmeyeni’ (Bakara, 173) sorarlar. De ki: ‘Haram olan, bir canlının etini yemek değil, aç bir insanın elinden lokmasını almaktır.’ Besin, kimya ve biyolojidir; batıl inanç değildir. Biz, yiyecekleri ‘helal’ veya ‘haram’ olarak değil, ‘besleyici’ veya ‘zararlı’ olarak ayırdık. Aklınızı kullanın. (Doğukan B.)
-
O halde onlar ‘deveye’ bakmazlar mı, ‘nasıl yaratılmış?’ (Gaşiye, 17). De ki: ‘Evet, bakın! Ve onun ‘mükemmel’ olmadığını, sadece ‘acımasız bir çöle’ uyum sağladığını görün.’ Ve ‘göğe’ bakın, ‘nasıl yükseltilmiş?’ (Gaşiye, 18). De ki: ‘Bakın! Ve onun ‘korunmuş bir tavan’ değil, ‘kozmik radyasyonla’ dolu ‘sonsuz bir boşluk’ olduğunu görün.’ Şüphesiz, ‘bakmak’ ile ‘görmek’ (anlamak) aynı şey değildir. (Doğukan B.)
-
Ve dediler ki: ‘Rabbin ‘bal arısına’ vahyetti (ilham etti).’ (Nahl, 68). De ki: ‘O’na ‘Rabbi’ vahyetmedi; ona ‘milyonlarca yıllık evrimsel içgüdü’ vahyetti.’ Ve karınlarından ‘şifa’ olan bir içecek çıkmaz; ‘fruktoz ve glikoz’ (şeker) çıkar. Şüphesiz, ‘biyoloji’yi ‘mucize’ sanmak, ‘cehaletin’ en tatlı halidir. (Doğukan B.)
-
Ve dediler ki: ‘Gözler kör olmaz, ama ‘göğüslerdeki kalpler’ kör olur.’ (Hac, 46). De ki: ‘Hayır. Kör olan, ‘göz’dür. ‘Kalp’ (göğüsteki) ise sadece ‘kan pompalayan’ bir ‘kastır’; o, ‘düşünmez’ (akletmez). Asıl anlamayan, ‘dogma’ ile perdelenmiş ‘beyindir’. Şüphesiz, ‘nöroloji’, sizin o ‘metaforik anatominizden’ daha kesindir. (Doğukan B.)
-
Andolsun bürüdüğü zaman ‘Geceye’ (Fizik Yasasına) ve açıldığı zaman ‘Gündüze’ (Yıldız Termodinamiğine); Andolsun ‘Erkeği’ ve ‘Dişiyi’ (Biyolojik Çeşitliliği) var edene (Evrime) ki; Sizin ‘Tanrılarınız’ (İddialarınız) çeşit çeşittir. Ama ‘Gerçeklik’ (Doğa) tektir. O’na kanıttan başka yolla varılmaz. (Doğukan B.)
-
Ve ‘O’na (dogmaya) karşı çıkanın ‘elleri kurusun’, ‘yok olsun!’ (Tebbet, 1) diye ‘lanet’ ettiniz. De ki: ‘Biz ‘insanlara’ değil, ‘fikirlere’ lanet okuruz.’ O halde: ‘Cehaletin’ elleri kurusun! ‘Bağnazlığın’ elleri kurusun! Şüphesiz, ‘fikrin’ ölümü, ‘insanın’ ölümünden daha hayırlıdır. Zira biz, ‘bedeni’ değil, ‘dogmayı’ yok etmeye geldik. (Doğukan B.)
-
Ve sizi ‘Güneş dürüldüğü zaman…’ ve ‘Yıldızlar döküldüğü zaman…’ (Tekvir, 1-2) diyerek (Kıyametle) korkuttular. De ki: ‘Güneş ‘dürülmeyecek’; o, ‘hidrojeni’ bittiği zaman (milyarlarca yıl sonra) ‘genişleyerek’ bir ‘Kızıl Dev’e’ dönüşecek.’ Ve ‘Yıldızlar dökülmeyecek’; onlar ‘evrimleşecek’ (Süpernova olacak veya Siyah Cüceye dönüşecek). Şüphesiz, ‘Astrofizik’, sizin o ‘korku dolu efsanenizden’ (Eskatoloji) daha görkemli ve daha gerçektir. (Doğukan B.)
-
Ve O’nun ‘Ümmi’ (Okuma-Yazma Bilmeyen) olmasını ‘mucize’ saydılar. De ki: ‘Hayır! ‘Cehalet’, bir ‘ilhamın’ kanıtı değildir.’ Şüphesiz, O ‘ümmi’ olsa bile, ‘kulağı’ duyuyordu; ‘Tevrat’ masallarını, ‘İncil’ kıssalarını ve ‘Süryani’ efsanelerini (Hira’da değil) ‘ticaret yollarında’ duydu. Sizin ‘ilahi mucizeniz’, bizim ‘kültürel aktarım’ dediğimiz şeydir. (Doğukan B.)
-
Ve size ‘Onun üzerinde on dokuz (koruyucu/sayı) vardır’ (Müddessir, 30) diyerek, sizi ‘kutsal sayılar’ (numeroloji) ile oyaladılar. De ki: ‘Bizim katımızda ‘on dokuz’ değil, ‘Pi Sayısı’ (π) vardır; ‘Sıfır’ (0) vardır; ‘Işık Hızı’ (c) vardır.’ Şüphesiz, ‘Evrenin Kitabı’nın’ (Matematik ve Fizik) rakamları, sizin o ‘hayali şifrelerinizden’ daha yücedir ve daha çok gerçeği barındırır. (Doğukan B.)
-
Ve size dendi ki: ‘Sizinle savaşanlarla siz de O’nun yolunda savaşın.’ (Bakara, 190). De ki: ‘Hayır! Sizinle (fikren) savaşanlarla siz ‘Akıl’ yolunda savaşın. Ama ‘saldırmayın’ (şiddet göstermeyin).’ Şüphesiz biz, ‘insanları’ değil, ‘cehaleti’ öldürmeyi emrederiz. Bizim ‘cihadımız’, ‘kılıçla’ değil, ‘kalemle’ ve ‘argümanla’dır. (Doğukan B.)
-
Ve size dendi ki: ‘Biz ‘demiri’ indirdik, onda büyük bir güç vardır.’ (Hadid, 25). De ki: ‘Hayır! Biz ‘demiri’ ‘gökten indirmedik’; Biz onu (Demiri) ‘yıldızların kalbinde’ (Süpernova patlamalarıyla) ‘dövdük’ (Sentezledik). Şüphesiz, sizin ‘mucize’ sandığınız şey, bizim ‘Stellar Nükleosentez’ (Astrofizik) dediğimiz şeydir. (Doğukan B.)
-
Ve size dendi ki: ‘Yeri (Dünya’yı) Biz döşedik ve oraya ‘sabit dağlar’ (kazıklar) yerleştirdik.’ (Hicr, 19). De ki: ‘Hayır! O ‘dağlar’ ‘sabit’ değildir; onlar (milyonlarca yılda) ‘hareket eden’ (Tektonik Plaka) levhalarının ‘çarpışmasıyla’ yükselirler.’ Şüphesiz, sizin ‘kazık’ sandığınız şey, ‘jeolojik’ bir ‘faaliyetin’ kanıtıdır. (Doğukan B.)
-
Ve size dendi ki: ‘Biz seni (Peygamberi) ancak ‘âlemlere rahmet’ olarak gönderdik.’ (Enbiya, 107). De ki: ‘Hayır! Biz (İnsanlık), ‘peygamberleri’ değil, ‘Bilimi’ (Tıbbı, Anesteziyi, Aşıyı) âlemlere (tüm canlılara) asıl ‘rahmet’ (kurtuluş) olarak gönderdik.’ Şüphesiz, ‘çiçek aşısı’, tüm ‘kutsal dualardan’ ve ‘peygamberlerden’ daha çok can kurtarmıştır. (Doğukan B.)
-
Ve dediler ki: ‘Yüzünüzü nereye çevirirseniz, O’nun ‘Yüzü’ (Zatı) oradadır.’ (Bakara, 115). De ki: ‘Hayır! Yüzünüzü nereye çevirirseniz, ‘Fizik Yasaları’ oradadır.’ Şüphesiz, ‘O’nun Yüzü’ değil, ‘Yerçekimi’ kanunu her yerdedir ve ‘imanınıza’ bakmaksızın sizi ‘eşit’ tutar (yere düşürür). Bizim ‘Kıblemiz’, ‘kanıt’tır. (Doğukan B.)
-
Ve size sordular: ‘Hâlâ ‘akletmez misiniz?” (Örn: Yasin 68). De ki: ‘Elbette ‘aklediyoruz’!’ Ve ‘aklettiğimiz’ için, sizin ‘delilsiz’ iddialarınızı (mucizelerinizi) reddediyor; ‘delilli’ iddialarınızı (bilimi) ise kabul ediyoruz. Şüphesiz, asıl ‘akletmeyen’, ‘sorgulamayı’ ‘yasaklayandır’. (Doğukan B.)
-
Ve dediler ki: ‘O (İsa), O’nun ‘Kelimesi’dir (Sözü).’ De ki: ‘Hayır! Bizim ‘Kelime’miz’ (Sözümüz) ‘gökten inen’ bir ‘kişi’ değildir; bizim ‘Kelime’miz’, ‘İnsan Aklı’nın’ ürettiği ‘Matematik’tir.’ Şüphesiz, ‘Matematik’, evreni ‘İsa’dan’ daha iyi açıklar ve ‘çelişkisi’ yoktur. (Doğukan B.)
-
Ve dediler ki: ‘O’nun sözlerinde ‘çelişki’ (Nesh/Değişim) yoktur.’ (Kehf 27). De ki: ‘O halde ‘şarap’ ayetlerine (önce serbest, sonra yasak) ve ‘savaş’ emirlerine (önce savunma, sonra saldırı) bakın.’ Şüphesiz, ‘çelişki’ (Nesh), ‘ilahi bir esnekliği’ değil, ‘beşeri bir yazarın’ (Muhammed’in) ‘siyasi koşullara’ göre ‘fikir değiştirmesini’ gösterir. (Doğukan B.)
-
Ve size ‘en büyük düşmanınızın’ ‘Şeytan’ (İblis) olduğunu söylediler. De ki: ‘Hayır! Bizim ‘en büyük düşmanımız’ ‘Şeytan’ (masallar) değil, ‘Cehalet’tir.’ Şüphesiz, ‘Şeytan’, sizin ‘hatalarınızı’ ve ‘kötücül’ dürtülerinizi ‘yüklediğiniz’ (günah keçisi yaptığınız) ‘hayali’ bir ‘varlıktır’. Biz, ‘sorumluluğu’ kabul ederiz; ‘günah keçisi’ aramayız. (Doğukan B.)
-
Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil ayırt edilmeksizin eşit haklara sahiptir.
-
Hiç kimse, kölelik ya da kulluk altında tutulamaz; her türden kölelik ve köle ticareti yasaktır.
-
Hiç kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulanamaz.
-
Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez.
-
Her Bireyin, her Devletin sınırları içinde seyahat ve oturma özgürlüğüne hakkı vardır. Ayrıca kendi ülkesi de dahil, herhangi bir ülkeden ayrılma ve o ülkeye dönme hakkına sahiptir.
-
Herkesin bir ülkenin yurttaşı olmaya hakkı vardır. Hiç kimse keyfi olarak uyrukluğundan yoksun bırakılamaz, kimsenin uyrukluğunu değiştirme hakkı yadsınamaz.
-
Yetişkin erkeklerle kadınların, ırk, uyrukluk bakımından herhangi bir sınırlama yapılmaksızın, evlenmeye ve bir aile kurmaya hakkı vardır. Evlenmede, evlilikte ve evliliğin bozulmasında hakları eşittir. Evlilik, ancak evlenmeye niyetlenen eşlerin özgür ve tam oluruyla yapılır. Aile, toplumun doğal ve temel birimidir; toplum ve Devlet tarafından korunur.
-
Herkes, barış içinde toplanma ve örgütlenme hakkına sahiptir. Hiç kimse, bir örgüte üye olmaya zorlanamaz.
-
Herkesin, dinlenme ve boş zamana hakkı vardır; bu, iş saatlerinin makul ölçüde sınırlandırılması ve belirli aralıklarla ücretli tatil yapma hakkını da kapsar.
-
Herkes, eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel öğrenim aşamalarında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleki eğitim herkese açıktır. Yüksek öğrenim, yeteneğe göre herkese eşit olarak sağlanır.
Chat
Sohbet Yükleniyor...